12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü ve Çocukluğunu Yaşayamayan Çocuklar

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü ve Çocukluğunu Yaşayamayan Çocuklar

Özge Üstün

Bütün çocuklar;
Yokluk bilmesinler,
Et, şeker, süt bulsunlar,
Giyimli, tok ve rahat
Gitsinler okullara,
Sınıflarını geçsinler.
Büyükler biraz daha yorulsun;
Onlar da büyüsünler,
Onlar da mesut olsunlar.
Geçti, kaç savaş ezikliği,
Çocukları düşünsünler;

Çocuklar, iyi gün görsünler.

Behçet Necatigil

Çocukların çalıştırılması ve çocuk işgücünün istismarı, geçmişten bu yana devam eden, ulusal ve uluslararası düzeyde çözülmeye çalışılan, çocuğa dair en önemli sorunlardan biri olmuştur. Bu kapsamda, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çocuk işçiliğine ve çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasına ilişkin çabalara dikkat çekmek amacıyla, 2002 yılında, 12 Haziran’ı, Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü ilan etmiştir.

Günümüzde çocuklar, ülkemizde ve dünyada, hala, tarım, sanayi ve hizmet alanlarında, sokaklarda ve ev işlerinde çalıştırılmaktadır. Çocukların özellikle erken yaşta çalıştırılması, nedenleri ne olursa olsun, onların fiziksel, ruhsal, zihinsel, kişisel ve sosyal gelişimlerine zarar vermektedir. Çocuklar, toplumda yetişkinlerin üstlenmesi gereken işleri üstlenmekte; çocukluğunu yaşayamamaktadır. Bu sebeple; çocukları çalışmaya iten sebepleri, çalıştırılan çocuklara ilişkin geçmiş ve günümüzdeki mevcut durumu, çocuk işçiliğinin en aza indirilememesi ve ortadan kaldırılamamasının nedenlerinin irdelenmesi gerekmektedir.

Çalıştırılan Çocukların [1] Ülkemizdeki Durumu

Çalıştırılan çocukların mevcut durumunun resmi veriler üzerinden tespit edilmesi, çocuk işgücünün analizi açısından önemlidir. Resmi kurumlarca açıklanan istatistiklerde, çalıştırılan çocukların yaş gruplarına ilişkin verilerin her yıl değerlendirilmemesi, verilerin ayrıntı içermemesi ve süreklilik arz etmemesi gibi nedenler; resmi veriler üzerinden, değişkenlerin temel alınarak, durum analizi yapılmasını zorlaştırmaktadır. Örneğin; yoksulluğun çocukların çalıştırılması üzerindeki olumsuz etkisi ya da zorunlu eğitimin çocukların çalıştırılması üzerindeki olumlu etkisi bilinen ve birçok raporda değinilen bir gerçek olmasına rağmen; resmi kurumlardan düzenli ve ayrıntılı veri elde edilememesi, bu durumların, resmi veriler üzerinden tespit edilmesini zorlaştırmaktadır. Keza, çalıştırılan çocukların eğitime devam oranlarının resmi kurum istatistiklerinde düzenli olarak yayınlanmaması, bu alanda mevcut durumu görmemizi zorlaştırdığı gibi, iyileştirme için izlenilmesi gereken yollar üzerinde yapılacak bilimsel çalışmaları da zorlaştırmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), çocuk istatistiklerine ilişkin verileri, 2012 yılı itibariyle yayınlamaya başlamıştır. Bu tarihten önceki, çocuk istatistiklerine ilişkin verilere ise, TÜİK’in sitesinden ulaşılamamaktadır. Diğer yandan; çocuk istatistiklerine ilişkin bir kısım verilere, Avrupa Birliği (AB) İlerleme Raporlarından ulaşılabilmesi mümkün olduğu gibi TÜİK tarafından yayınlanan diğer istatistiklere ilişkin verilerden de ulaşabilmek mümkündür. Aşağıda yer alan tabloda; çalıştırılan çocuklara ilişkin TÜİK ve AB İlerleme Raporlarından elde edilen veriler derlenmiştir. Tabloda belirtilmeyen yıllarda, çalıştırılan çocuklara ilişkin, ilgili raporlardan veri elde edilememesi sebebiyle, bu kısımlar, tabloda gösterilememiştir.

Avrupa Birliği İlerleme Raporları Verileri

YılÇalışan Çocuk SayısıBir Önceki Yıla Göre Değişim Oranı
2001893.000
2002749.000– %17,3

2006 İla 2018 Yılları Arası TÜİK Verileri

    Yıl    Çocuk Nüfusu    Ülke Nüfusu  6-17 Yaş Arası İstihdam [2] Oranı  6-14 Yaş Arası İstihdam Oranı  15-17 Yaş Arası İstihdam Oranı  Çalışan Çocukların Okula Devam Oranı  Yoksulluk Sınırının Altında Kalma Oranı
200616.264.000 (6-17 yaş)%5,9%31,5
201222.692.17475.627.384%5,9%2,6%15,6%49,8%16,3
201322.761.70276.667.864%15
201422.838.48277.695.904%21%15
201522.870.68378.741.053%21%14,7
201622.891.14079.814.871%20,8%14,3
201722.883.28880.810.525%20,3%13,5
201822.920.42282.003.822%21,1%13,9

2019 Yılı TÜİK Verileri

      Çocuk Nüfusu        Ülke Nüfusu  5-17 Yaş Grubu Çocuk Çalışan Sayısı5-17 Yaş Grubu Çalışan Çocukların Aynı Yaş Grubundaki Çocuklara Oranı  15-17 Yaş Grubu Çalışan Çocuk Sayısı  12-14 Yaş Grubu Çalışan Çocuk Sayısı    5-11 Yaş Grubu Çalışan Çocuk Sayısı    Çalışan Çocukların Eğitime Devam Oranı
22.876.79883.154.997720.000%4,4573.840 (%79,7)  114.480 (15,9)31.680 (%4,4)%65,7

TÜİK’in çalıştırılan çocuklara ilişkin açıklamış olduğu verilerden, en kapsamlı olanı 2019 yılına ait verilerdir. Buna göre; Türkiye’de, 5 ila 17 yaş arasında, 720.000 çocuk çalıştırılmakta olup; 5 yaşında çalışan çocuk, tespit edilmemiştir. Çalıştırılan çocukların; 573.840’ı 15 ila 17 yaş aralığında, 114.840’ı 12 ila 14 yaş aralığında, 31.680’i ise 6 ila 11 yaş aralığındadır. Çalıştırılan çocukların 246.960’ı ise; eğitime devam etmemektedir.

TÜİK verilerine göre; 2012 yılında, ülkemizdeki çocuk nüfusu, 22.692.174 iken 2019 yılında 22.876.798’dir. 6 ila 17 yaş aralığında çalıştırılan çocuk oranı; 2012 yılında %5,9 iken 2019 yılında %4,4’tür. Ülkemizde, çocuk nüfusu oranında anlamlı bir düşüş yaşanmamasına rağmen, çalıştırılan çocuklar açısından, hala, yeterli düzeyde iyileşme sağlanamamıştır. Çalıştırılan çocukların eğitime devamsızlık oranları ise, endişe verici olmaya devam etmektedir. Bu; yoksulluk, eğitim sistemindeki bozukluk ve aksaklıklar, göç, çocuğa ekonomik değer atfeden bakış açısı,  çalıştırılan çocukların maddi açıdan tatmini ve disiplin altına alınmalarının yetişkinlere oranla daha kolay olması, bu kapsamdaki mevzuatın eksiklikleri ve etkin uygulanmaması gibi birçok nedenden kaynaklanmaktadır. Ancak, kabul etmek gerekir ki çocuk işçiliğinin en kötü yanı, iş kazasında hayatını kaybeden ve meslek hastalığına yakalanan çocuklardır.

Kayıtlı sektörde kaydedilen iş kazaları ve meslek hastalıkları vakalarının yüksekliği göz önünde bulundurulduğunda, bu durumun çocuk işçiler açısından da geçerli olması kaçınılmazdır. Çocuk işgücünün istismarı, çalıştırılan çocukların iş kazalarına ve meslek hastalığına maruz kalmaları, çok ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Bu konudaki resmi verilere ise; çalıştırılan çocuklara ilişkin iş kazaları ve meslek hastalıkları vakalarının rapor edilmemesi sebebiyle ulaşılamamaktadır. Ancak; iş kazasında hayatını kaybeden çocuklara ilişkin bir kısım verilere; AB İlerleme Raporlarında, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yayınlanan bir kısım tutanaklarda ve İş Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin açıkladığı raporlarda yer verilmiştir. Meslek hastalığına yakalanan çocuklara ilişkin verilere ulaşmak ise, neredeyse imkânsızdır.

2014 yılı Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda; 2013 yılında 71 çocuğun iş yeri kazalarında hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Aşağıdaki tabloda ise, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi raporlarına göre, iş kazasında hayatını kaybeden çocuklara ilişkin elde edilen veriler derlenmiştir.

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Verileri

    Yıl  Hayatını Kaybeden Çalıştırılan Çocuk Sayısı15-17 Yaş Aralığında Hayatını Kaybeden Çalıştırılan Çocuk Sayısı15 Yaş Altında Hayatını Kaybeden Çalıştırılan Çocuk SayısıTarım İş Kolunda Çalışırken Hayatını Kaybeden Çocuk Sayısı
201359411825
201454351933
201563451834
2016563818
2017604218
2018674423
2019673829
2020 (İlk 4 ay)44
2020 (Mayıs ayı)66

İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin raporlarına göre; 2019 yılında en az 67 çocuk iş kazasında hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybeden 67 çocuğun 60’ı, tarım iş kolunda çalışmaktadır. 2020 yılının ilk 5 ayında ise; tamamı tarım iş kolunda çalışan en az 10 çocuk iş kazasında hayatını kaybetmiştir. Bu durum; tarım iş kolunda çalıştırılan çocukların daha fazla risk altında olduğunu göstermektedir. 50’den az işçi çalıştıran tarım işletmelerinin, özel düzenlemelere tabi bulunmaması; çocuk işgücü istismarı ve çocuk işçiliğiyle mücadeleyi zorlaştırmaktadır.

Çalıştırılan çocuklara ilişkin 2002’den bu yana bir yol kat edilmiştir; ancak hala mevzuatımız tamamıyla uluslararası sözleşmelerle uyumlu olmayıp çocuk işçiliğiyle etkin mücadele için yeterli değildir. Özellikle İş Kanunu kapsamı dışında kalan çalıştırılan çocuklara ilişkin düzenlemeler, İstihdama Kabulde Asgari Yaşa İlişkin 138 Sayılı Sözleşme ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne açıkça aykırı olduğu gibi eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağına da açıkça aykırıdır.

Türk Ceza Kanunu’nda hala yer alan, bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olan işverenlerin, terbiye hakkı çerçevesinde disiplin yetkisini, çalıştırılan çocuklara karşı kullanabilmesinin yasal dayanağının bulunması; çocuk işgücü istismarına yol açmaktadır. (TCK md. 232/II) Oysaki çocuğa karşı her türlü şiddet, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne açıkça aykırı olduğu gibi devlet, her türlü istismar ve kötü muameleye karşı, çocukların korunması için bütün önlemleri almakla yükümlüdür.

Yasal düzenlemelere aykırı bir şekilde çalıştırılan çocuklara ilişkin ise, caydırıcı bir yaptırım mekanizması bulunmamaktadır.

Mevzuatın uluslararası sözleşmelerle uyumlu bir hale getirilmesi; çocuk işçiliğiyle etkin mücadele açısından son derece önemli olup, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı uyarınca da zorunludur.

Çocuk işçiliğiyle etkin mücadele, etkin bir işbirliği ile mümkündür.

Çocuk yoksulluğunun önlenememesi, çocuk işçiliği oranını arttırmaktadır. Bu alanda uygulanacak politikaların yoksulluğun ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmaları da kapsaması gerekmektedir.

Çalıştırılan çocuklara ilişkin sürdürülen politikaların düzenli olarak raporlanmaması veya raporların yayınlanmaması, bu konuda yapılacak bilimsel çalışmaları zorlaştırmaktadır.

TÜİK’in 2019 yılına ilişkin açıklamış olduğu veriler önemlidir; ancak verilerin ve raporların eksikliği ve istikrarlı bir şekilde açıklanmıyor oluşu, çocuk işçiliğine, bütüncül bakış açısı ile yaklaşılmasını zorlaştırmaktadır. Çocuk işçiliği ile mücadelede kat edilen yol resmi verilerle ve raporlarla, tam ve net bir şekilde ortaya konulamamaktadır. Bu kapsamda; idari kapasitenin güçlendirilmesi, bütün ülkeyi kapsayan etkili bir izleme ve denetleme mekanizmasının oluşturulması gerekmektedir.

Çocukları her türlü ihmal ve istismardan korumak devletin yükümlülüğü olup; çocuk işçiliğini en aza indirebilmemiz ve nihayet tamamıyla sona erdirebilmemiz, ancak işbirliği içerisinde ulusal düzeyde uygulanacak tam ve etkin bir çaba ile mümkündür.


[1] Çocuk işçiliği hakkında yapılan çalışmalarda, çalışmacılar tarafından, çoğunlukla “çocuk işçi” terimi tercih edilmektedir. Ancak “işçi” terimi esasen, iki taraflı rıza ile akdedilen iş sözleşmeleri için kullanılmaktadır. 6 ila 14 yaş arasındaki çocukların, -Medeni Hukuk bağlamında rıza ehliyeti tartışmasından bağımsız olarak- kendi rızaları ile çalışabilmesi kanaatimizce mümkün değildir. Bu yaş grubundaki çocuklar; gelişimini olumlu yönde etkileyen oyun, eğitim, spor gibi aktivitelere yönelmeyi tercih ederler. İlaveten, bu yaş grubundaki çocukların çalıştırılması, uluslararası sözleşmelere aykırı olması sebebiyle, velileri ya da vasileri tarafından, çocukların çalışmalarına ilişkin verilen rıza da kanaatimizce hukuka aykırı olacaktır. Dolayısıyla; 6 ila 14 yaş aralığındaki çocukların çalışmasının, hukuka aykırı bir çalışma olduğu ve bu çalışmanın çocukların üstün yararını ihlal eden nitelikte olduğu göz önünde bulundurularak, metinde, “çocuk işçi” ya da “çalışan çocuk” terimlerinden ziyade “çalıştırılan çocuk” terimi tercih edilmiştir. “Çocuk işçi” terimine ise; 15 ila 18 yaş aralığındaki çocukların bazı işlerde çalışmasının, mevcut mevzuatımız çerçevesinde, hukuka uygun olması ve bu terimin kamuoyunda çocukların çalıştırılması ile mücadelede kullanılan bir slogan haline gelmesi sebebiyle, metnin bazı kısımlarında, yer verilmiştir. Kanaatimizce çocukların çalışması hususunda; mevcut mevzuatımız çerçevesinde, yaş gruplarına bağlı olarak, kullanılması gereken terimin “çalışan çocuk”, “çalıştırılan çocuk” ya da “çocuk işçi” terimlerinden hangisinin olması gerektiği ayrı bir tartışma konusudur.

[2] Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan Çocuk İş Gücü Anketi verilerinde, çalıştırılan çocuklara ilişkin olarak “istihdam” terimi kullanılmıştır. Kanaatimizce bu terim, çocuk işçiliğine “çocuk temelli” bir bakış açısını yansıtan bir terim değildir. “İstihdam” teriminin çocuk için tercih edilmesi; çocuğa “ekonomik bir değer atfeden” bakış açısını yansıtmaktadır. Ancak atıf yapılan metne bağlılık açısından, yazıda yer alan tabloda, “çocuk işçi” ya da “çalıştırılan çocuk” terimleri değil, “istihdam edilen çocuk” terimi kullanılmıştır. Konusu “çocuk” olan bütün çalışmalarda “çocuk temelli” bakış açısını yansıtan terimlerin tercih edilmesini daha doğru bulmakla birlikte; kullanılan terimi metindeki tabloya aynen yansıtmamız, çocuğa, doğru bakış açısı ile yaklaşılması gerekliliği hususunda farkındalık yaratabilmek amacını taşımaktadır. TÜİK tarafından 2019 yılında yayınlanan verilerde ise; “istihdam” terimi sadece 1 kez kullanılmış, çoğunlukla “çalışan çocuk” terimi kullanılmıştır. Bu sebeple; yazıda yer alan, 2019 yılına ilişkin tabloda, metnin çoğunluğuna bağlı kalınarak “çalışan çocuk” terimi kullanılmıştır. Kanaatimizce; [1] numaralı dip notta belirtilen gerekçelerle, mevzuatımızda yer alan mevcut düzenlemeler doğrultusunda, 0 ila 15 yaş aralığındaki çocuklar için “çalıştırılan çocuk” terimi kullanılması, 15 ila 18 yaş aralığındaki çocuklar için ise “çalışan çocuk” ya da “çocuk işçi” terimlerinin kullanılması daha yerinde olacaktır.