22 senedir uygulanmayan yasa: Harika Çocuklar Yasası

22 senedir uygulanmayan yasa: Harika Çocuklar Yasası

Özge Üstün

İdil Biret, Suna Kan, Fazıl Say ve Gülsin Onay gibi sanatçıların yetişmesini sağlayan, halk arasında “Harika Çocuklar Yasası” olarak bilinen, 6660 sayılı Güzel Sanatlarda Fevkalade İstidat Gösteren Çocukların Devlet Tarafından Yetiştirilmesi Hakkında Yasa’nın hala yürürlükte olduğunu; fakat 22 senedir uygulanmadığını biliyor muydunuz? Mutlaka biliyorsunuzdur. Ancak Kanun’un uygulanma(ma)sına gelmeden önce, Harika Çocuklar Yasası’nın kabul ve gelişim sürecinden biraz bahsetmek istiyorum izninizle.

Cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte, 1924 senesinde çıkartılan Teşkilat-ı Esasiye Yasası ile birlikte; devletin gözetimi altında her türlü okulun açılmasına serbestlik sağlanmış, böylelikle çocukların özel öğretimleri için ayrı okulların açılmasına olanak tanınmıştır. Bu düzenlemenin ardından, 1925 senesinde, Atatürk’ün de desteğiyle, üstün yetenekli çocukların yetiştirilmesi için yurt dışında eğitim olanağı oluşturulmuştur. Bu olanağın tam anlamıyla yasalaşması ise; 08.04.1929 tarihinde, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkındaki Yasa ile gerçekleşmiştir. Bu yasa ile birlikte, orta öğretim ve yüksek öğretim mezunu çocukların; yurt dışına, yetiştirilmek üzere gönderilmesine olanak tanımıştır. 19.06.1942 tarihinde Köy Enstitülerinin kurulmasından sonra; çocuklara vermiş olduğu hizmetten dolayı, “çocukların koruyucu ruhu” olarak anılan, dönemin Kırklareli milletvekili Fuat Umay; o zamanlar henüz beş yaşında olan İdil Biret hakkında, meclise soru önergesi vermiş ve böylelikle ülkemizdeki küçük yaştaki üstün yetenekli çocukların da tespit edilerek yurt dışına gönderilmesiyle ilgili çalışmalar başlatılmıştır.

Harika Çocuklar Yasası tasarısı, meclis gündemineyken, Kahramanmaraş milletvekili Dr. Kamil İdil; yasayı, şu sözlerle savunmuştur: Bu çocuğun küçük adı İdil’dir. Hâlbuki benim soyadım İdil’dir. Yani bana mensubiyeti yoktur. Soyadı da Biret’tir. Bu yasayla yabancı memleketlere gönderilmesi düşünülen bu çocukla beraber bir de Suna vardır. Bu gibi çocuklar milletler hayatında nadir yetişen insanlardır. Bu çocuğun büyük bir müzik istidadı gösterdiği ve istikbalin vaitkar bir insan olacağını düşünerek dikkatimizi çekmektedir. Hakikaten arkadaşlar; bu gibi dehaların milletler hayatında nadiren yetiştiğini siz de takdir edersiniz. Bu bakımdan istikbalin bize vaat ettiği bir dehayı daha zamanında yakalayıp onu lazım geldiği şekliyle yetiştirmek ve memleketin adını şanla, şerefle yükseltmek imkânlarını da aramak zannediyorum ki her münevverin borcudur.

Yasa tasarısını kabul edip meclis genel kuruluna gönderen, Milli Eğitim Komisyonu’nun sözcüsü, Şanlıurfa milletvekili Suut Kemal Yetkin ise; yasayı şu sözlerle savunmuştur: Arkadaşlar başta İdil Biret gibi, Suna gibi bir iki Türk çocuğu daha olsa da onlara 6 bin lira değil, 60 bin lira, 600 bin lira versek. Çünkü yabancı memleketlerde bizim yüzümüzü ağartacak olan, Türk zekâsını, Türk zevkini tanıtacak olan bu olağanüstü sanat istidadı olan çocuklardır. Bugün modern propagandanın başında sanat gelir. Çünkü kudretli telkin vasıtasıdır. Bundan iki sene evvel Fransa’da açılmış olan Türk resim sergilerinde Adnan Saygun’un Paris’te çaldırdığı kendi eseri bütün dünya matbuatında bizden bahsettirdi. Binaenaleyh, yüksek kabiliyetli Türk çocukları onları kolay kolay bırakmayacağız ve elbette onlara lazım gelen masrafları vereceğiz. İdil Biret hakkında fikir edinmek için hakikaten onu görmek lazımdır. Ben iki defa gördüm. Bu harikulade çocuğu gördüğüm zaman bugünkü gibi 6 yaşında değildi, 5 yaşında idi. Arkadaşlar, en yüksek bir musiki eserini dinledikten sonra, oturuyor piyanonun başına, tereddütsüz çıkarıyor. Piyanist bir arkadaş beş parmağı ile tuşlara basıyor, çocuk arkası dönük olduğu halde notaları sırası ile söylüyor. Böyle bir kabiliyet görülmemiştir. Bizim yaşayacağımız şey bilakis buna benzer kabiliyette olanları teşvik ve himaye etmektedir. Evet, biliyorum; buyurdukları gibi memlekette yardıma muhtaç birçok vatandaşlar vardır. Fakat o ayrı bir mevzuudur, bu ayrı bir mevzuudur. Bunu yapmak, onu yapmamak değildir. Bu kabiliyetli iki Türk çocuğunu elimizden geldiği kadar süratle yerlerine göndermeliyiz. Çünkü bu kanunun hazırlanması çok uzun sürmüştür, biraz daha geciktirirsek çocuk yaşlanacaktır. El birliği ile bu kanunu çıkaralım arkadaşlar.

Meclis çalışmaları neticesinde, 07.07.1948 tarihinde, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından hazırlanan ve halk arasında “Harika Çocuklar Yasası” olarak bilinen, 5245 Sayılı İdil Biret ve Suna Kan’ın Yurt Dışında Eğitim Almasıyla İlgili Yasa; mecliste bulunan 245 milletvekilinden 239’unun oyuyla kabul edilmiştir. Böylelikle; küçük İdil Biret (piyano), eğitim almak üzere ailesiyle birlikte Paris’e; Suna Kan (keman) ise, ailesiyle birlikte önce Roma’ya, ardından da Paris’e gönderilmiş ve sayısız başarılara imza atmışlardır.

Harika Çocuk Yasası’nın kapsamı, 15.02.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6660 Sayılı Güzel Sanatlarda Fevkalade İstidat Gösteren Çocukların Devlet Tarafından Yetiştirilmesi Hakkında Yasa ile genişletilmiştir. Bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonra; Gülsin Onay (piyano), Verda Erman (piyano), Hüseyin Sermet (piyano), İsmail Aşan (keman), Fuat Kent (piyano), Selman Ada (piyano), Ateş Pars (piyano), Nevbahar Aksoy (resim), Neveser Aksoy (resim), Tunç Ünver (keman), Bedri Baykam (resim), Tuluyhan Uğurlu (piyano) gibi üstün yetenekli çocukların yurt dışına eğitim için gönderilmesine karar verilmiştir. Ayrıca sadece müzik alanını kapsayan önceki yasanın kapsamı; resim ve plastik sanatlar gibi alanları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Yasaya göre; Güzel Sanatlar Müdürlüğü’ne bir dilekçe ile başvuruda bulunan adaylar, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı 10 kişilik bir komisyon tarafından imtihana tabi tutulacak ve komisyon tarafından olağanüstü yeteneklere sahip olduklarına karar verilmeleri halinde, eğitim için yurt dışına gönderileceklerdir. Müzik alanında yetiştirilmek üzere başvuruda bulunacak adayların, 12; güzel sanatların diğer dallarında yetiştirilmek üzere başvuruda bulunacak adayların ise, 14 yaşın altında olmaları gerekmektedir. Hâlâ yürürlükte olan bu yasa ile üstün yetenekli çocukların eğitimleri, esasen devlet garantisine alınmıştır. Ancak, 1968 yılından sonra Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın bir daha komisyon oluşturmaması ile birlikte; yasa, işlemez hale gelmiştir.

1960’lı yılların sonuna doğru, Güzel Sanatlarda Fevkalade İstidat Gösteren Çocukların Devlet Tarafından Yetiştirilmesi Hakkında Yasa’nın işlevselliğini tamamen kaybetmesi ile birlikte, bu konudaki açığı kapatmak için, 1976 yılında müzik öğretmeni Mithat Fenmen ve kompozitör İlhan Baran’ın girişimiyle, konservatuarlara devam eden üstün yetenekli çocukların yurt dışında eğitim görebilmeleri için “Özel Statü” uygulaması modeli geliştirilmiştir. Söz konusu eğitim modeli; yönetmelik olarak kabul edilmiş ve 15.10.1976 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu statüde eğitim görüp konservatuarın yüksek bölümünü bitiren üstün yetenekli gençler; burslarla yurt dışına gönderilmiştir. Özel Statü Yönetmeliği kapsamında; Burçin Büke (piyano), Cihat Aşkın (keman), Çağlayan Ünal (viyolonsel), Ertan Torgul (keman), Fazıl Say (piyano), Muhittin Dürrüoğlu (piyano), Oya Ünler (piyano), Özgür Belkıs (keman), Şölen Dikener (çello), Yeşim Alkaya (piyano) gibi üstün yetenekli çocukların yurt dışına eğitim için gönderilmesine karar verilmiştir.

Harika Çocuklar Yasası kapsamında son olarak 1998 yılında Emrecan Yavuz (7) (piyano) yurt dışına eğitim için gönderilmiştir. 2017 yılında ise, Mert Hakan Şeker (piyano) ile birlikte yasanın tekrar işlevsel hale getirilmesi gündeme getirilmiş ve uygulanacağı vaat edilmiş ise de bu vaat, yerine getirilmemiş ve yasa bir daha hiç uygulanmamıştır.

Harika Çocuklar Yasası’nın 22 senedir neden uygulanmadığına ilişkin, Cumhuriyet Halk Partisi Adana milletvekili Burhanettin Bulut tarafından, 2019 yılından bu yana, tam 11 defa yazılı soru önergesi verilmiştir. Bu soru önergeleri, Bakanlıkça, nihayet, 15.09.2020 tarihinde cevaplandırılmıştır. Cevaba göre; kurumlar arası yetki ve görev karmaşası yaşanması sebebiyle yasanın işlemez hale geldiği, konunun Milli Eğitim Bakanlığı’na yönlendirildiği, ilgili yasaya ilişkin hali hazırda gerçekleştirilmesi planlanan bir proje olmamakla beraber böyle bir çalışmanın başlatılarak Milli Eğitim Bakanlığı’nca yürütülmesi mütalaa edilmiştir.

Ülkemizde bir gecede kurumların sistemlerinin değiştirildiği, yasa değişikliklerinin meclisten geçtiği ve yeni yasalar getirildiği göz önüne alındığında; Harika Çocuklar Yasasına ilişkin yetki probleminin de bir gecede çözülebilmesi oldukça kolaydır. Üstelik Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi de yasanın işler hale getirilmesini destekler niteliktedir. Hazır Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Harika Çocuklar Yasası’nın işlerliğinin sağlanması için çalışma başlatılması mütalaa edilmiş ve meclis 1 Ekim’de yeni dönemine başlamışken, Harika Çocuklar Yasası’nın meclis gündemine getirilmesi, 22 senedir çözülemeyen yetki probleminin 1 saat içerisinde çözülmesi ve yeni harika çocuklar yetiştirilmesinin önünün açılmasının tam zamanı değil midir?