Ankara’da bir semt/mahalle yayını: Ayrancım Gazetesi

Ankara’da bir semt/mahalle yayını: Ayrancım Gazetesi

Tanju Gündüzalp, Ayrancım Gazetesi

Seğmenler Parkı’nın 1990’larda bir yıl yönetilmesinden, Yeni Sahne yıkılmasın mücadelesine… ‘Kuğulupark’a batçık kavşak yapılmasın’ mücadelesinden, meslek odaları ve demokratik kitle örgütlerinde farklı farklı çokça kent mücadelesine… Sola Çek’ten, Ankaram Platformu’na… 2011’de bir arada kurduğumuz, sahibini ‘hepimiziz’ sanırken iktidarcılık ve ekonomi-politik dertlerle dışına atıldığımız (ismi lazım değil) kent yayınından, Zıtlar Mecmuası’na, oradan da Ayrancı’m Gazetesi’ne… yaşadığımız kente sahip çıkmanın yeni bir aşamasındayız. Bir tren yolculuğu misali; istasyonlarda dura devam ede ilerlediğimiz ve ilerlemeyi sürdürdüğümüz “yaşadığın şehirde sorumluluk almalı”nın bir araç ürünü. İzi de diyebiliriz. Birlikte yolculuk süreklidir ve keyiflidir, son durak ise düştür, ütopyamızdır. 

Varmadan yolculuk etmek başarmak istediğimiz.


Hepsinin ardı da mahalledir. Mahalle ve semt aslında dönüp dolaşıp geldiğimiz ama büyük dertler ve uzağa bakma hevesinde gözden kaçan yakındır. Ayrancı da kent merkezinin en köklü birkaç semtinden birisi ve orada yaşıyoruz. Ele avuca sığmayan/üreten muhtarlarıyla, dayanışan her bir bireyiyle, üretme çeşitliği olan farklı farklı birçok insanıyla, tarihinden gelen çok kültürlülüğüyle…

Yıllarca türlü-çeşit kent mücadelesi, dayanışma çalışmaları yapılan bir semt Ayrancı. Ve semtin yıllar yıllarca biriktirdiklerini geçen yıl bir derneğe evriltme kararı aldık ve Ayrancı’m Derneği’ni kurduk 2019’da. Mahalle söyleşileri, kent kültürü üzerine çalışmalar, birbirimizi arayıp bulacağımız ve bir arada üreteceğimiz, kente, kent kültürüne, kent politikasına ilişkin biriktireceğimiz ve deneyimlerimizden damıtacağımız tüm çalışmalar için bir ihtiyaç.

Yani, yaşadığımız yer için kentsel politika, mekânsal emek, kültürel dayanışma sergilemeden, ilçe, şehir, ülke, dünya adına konuşmak biraz iddialı geliyor bana. Yaşamımızdaki her şeyi büyütürken, büyük yaşamaya çalışırken mutlu olamadığımızı hepimiz biliyoruz. Yaptıklarımızı, yaşadıklarımızı “büyütmek”ten uzak durmanın tam da zamanı gibi, bu ilk kez yaşadığımız ve kavrayışımızı değiştiren günlerde.

Tam da dernek için çalışmaya başlamış ve bir semt/mahalle yayını –aylık gazete- için yola çıkarken, salgın (covid-19) çıkageldi, hazırlıklarımız 1 yıldır sürüyordu. Ankara’da güçlü mahalle örgütlenmeleri ve semt dernekçiliği zaten uzun yıllardır var. Biz de bu birikimin ve emeğin bir parçası olarak ilerlemeyi planlıyoruz.

Hangimiz; mahalle, semt, kent için bir şey yapmak istiyorsa… O gazetenin yazarı, muhabiri, fotoğrafçısı, kurgucusu, tasarımcısı olacaktır. Ayrancı’nın yaşantı güzelliğine yeni güzellikler eklemeye, komşularla dayanışmaya, muhtarlarımızla şenliğe, ağaçlarını kuşlarını not etmeye dahil olan herkesle birlikteyiz, bir arada olacağız. Hepimizin ihtiyacı var, yerinden yönetime ve yerinden karar alma mekanizmalarına, bunun olanaklarını zorlamaya çalışacağız.

5 mahalleden oluşuyor Ayrancı: (merkezden gelirsek) Remzi Oğuz Arık, Ayrancı, Güvenevler, Aziziye ve Güzeltepe mahalleleri. Ve tabii ki Kavaklıdere, Çankaya, Küçükesat’ta temas ettiği komşuları ve parçalarımız. Basılı çıkardığımız gazetemizin de öncelikle muhtarlıklardan alınmasını istiyoruz ki zaten onlar da gazetenin üretim ekibindeler ve bizim için önemliler. Muhtarlıklar dışında da, mahallelinin (salgın süresince, fırın, eczane, veteriner ve kırtasiyelere bıraktık) bir arada bulunduğu mekanlara bırakıyoruz, bırakacağız. Ayrıca bir e-posta listesi oluşturuyoruz; isteyenleri listeleyerek ve hepsine elektronik posta yoluyla dijital (PDF formatında) halini gönderiyoruz.

Ücretsiz olarak çıkardık ilk sayısını. Baskısını da dernek aidatlarımız ile sağladık. Sonraki sayılarda da, (ilk sayısı sevindirici bir ilgi gören) gazetenin, mahallelinin katılımı ve dayanışma ile sürdürülebileceğini düşünüyoruz. 

Gazetenin yanı sıra; mahalle söyleşileri, dayanışma çalışmaları, sinema-edebiyat günleri düzenlemek gibi planlarımız var. Ancak salgın sebebiyle şu an bu planlarımızı geliştirebiliyor değiliz, üzerine sıkça değerlendirme yapabiliyoruz sadece.

Kenti, semti, mahalleyi yaşayanlar, oranın asıl sahipleridir ve hakları, yaşamları, sokakları adına kararları birlikte vermeleridir doğru kentsel yönetim. Kentin, mahallenin her sokağında, her köşe başında denk geleceğimiz, görüşebileceğimiz, birlikte eyleyebileceğimiz bir ortaklaşma olsun umudumuz.

Aynı sokakların, parkların, mahallelerin çocuklarıyız sonuçta.