Asansör önünden racon kesmeye: Kemal Güner ile Sedat Peker arasında siyaset

Asansör önünden racon kesmeye: Kemal Güner ile Sedat Peker arasında siyaset

Eren Aksoyoğlu

Ercan Kesal’in eseri Nasipse Adayız, Netflix ekranında kağıtta olduğundan daha fazla ses getirmişti. Yazık ki film Avrupa bağımsız sinemalarından ödüller toplamaya başladığı sırada Sedat Peker’in peşi sıra gelen filmlerinin gölgesinde kaldı. Ekranda bir nicelik-nitelik restleşmesinin daha ortasında kaldık. Ancak bu defa iki içeriğin bir keseni var: Siyaset kurumu.

Doktor Kemal Güner, Beyoğlu çevresinde siyaset yapan; yerel bağlantılarını bağlı bulunduğu partinin bir numarasına göstermeye çalışan; sıkışmış, bunalmış, çıkış yolları arayan bir karakter. Sedat Peker’le yolları kaybedenin ve kazananın kavşağında kesişiyor. Zira mafya lideri Sedat Peker sıkıştığı köşeden çıkmaya çalışırken kendi bir numarasını, onun yanında ve yöresindeki ilişki ağlarını, pratikleri ve ritüelleri yereldeki siyasete, oradaki sosyolojiye anlatmaya çalışıyor. Ne tesadüftür ki Kemal Güner’in gücünü aldığı toplumsal mahalleler Sedat Peker’in “isyanına” da hak vermeye çabalıyor. Kaybeden ve kazananı simgeleyen bu iki karakterin ortak noktası da bu zaten: Kendilerinin de geldiği mahalleyi araçsallaştırmaları.

‘Dedemin demini eksik etmeyin’

Sedat Peker yayınladığı ilk videodan beridir simgelerle dar ve küçük mahallesini genişletmeye çalışıyor. Zülfikar’dan Lev Troçki ve Yılmaz Özdil kitaplarına kadar pek çok simge kullandı bugüne kadar. Bugün ise Alevilerin ve Kürtlerin dışlanmışlığından söz etti. Kendi mahallesindeki bulutları dağıtmaya, karşı mahalleden güç toplamaya çalıştı. Yoksul mahallelerin sokaklarına, oradaki evlere kadar girdi. Şimdi Kılıçdaroğlu’nun siyasal pozisyonu dahil olmak üzere, onlarca nedenden dolayı ideolojik bağlarının uzağına düşen yüzbinlerce insanın kendisine sempatiyle bakmasını istiyor. Bunu da AKP karşıtlığıyla güçlendiriyor. Hem de sekizinci videoda “Tayyib Abi”ye bir söz söyleyeceğini de belirtiyor. YouTube’da 4 saatte 2,5 milyon defa izlenen video sonraki günlerde TikTok ve Facebook gibi mecralarla birlikte yoksul kent çeperlerine doğru bir yolculuk yapacak. Sedat Peker’in temsil ettiğini iddia ettiği değerler yoksulların temsil ettiği değerlerle iç içe geçecek. Klasik söylemle “solun boşalttığı alanları” bir mafya lideri doldurmuş olacak. Ayrıca bu çok kazananlı denklemde varlığıyla siyasetçi tipolojisini de rahatsız etmemiş olacak.

Peker kendi mahallesinde pek rahat değil

Sedat Peker, Kemal Güner’in mahallesine giriş yapıyor. Hatırlayın, o mahallede ayakta durma mücadelesi veren Güner epey para harcayarak mahalle insanını bir düğün salonuna toplamaya çalışıyordu. Dernek başkanının tabağı, il başkan yardımcısının sohbeti, dedenin eksik olmayan demi, Kemal Güner’in çalışanları ve bir türlü kontrol edemediği garsonlar. Bunların hepsi tek bir toplumsal mahalleyi temsil ediyor. Bu mahalleye girmek de çok kolay. Zor olan diğer mahalleyi nasıl manipüle edebileceğiniz. Sedat Peker, Kemal Güner’in mevlidine girdiği mahallede eskisi kadar rahat değil. Orası da her mahalle gibi yeni yüzler, yeni renkler arıyor. Aslında her mahalle karşı mahalleden gelenleri oldukça önemsiyor. Oy, seçmen, nüfuz artık eskisinden daha önemli olgular.

Tıp doktoru Kemal Güner, bir numara tarafından mimar olarak biliniyordu. Güner bunu birkaç defa düzeltmesine rağmen kendi bir numarasının aklına girememişti. Sedat Peker de benzer bir durum içinde. Mafya lideri olmadığını söyleyip duruyor. Onun bir numarası ise el yükselterek Peker’e racon kesmeye hazırlanıyor. Sedat Peker de Kemal Güner gibi bir çıkış yolu arıyor. “Bir tripod, bir kamera” şu ana kadar Peker’e pek yardımcı oldu. Kemal Güner’in meselesi ise sadece zamanla ilgili. Nasıl olsa bir tanıdık, bir bilen bulunur bu meşakkatli yollar üzerinde.

Bu oyunda kazanan ve kaybeden var. Kemal Güner’in de, Sedat Peker’in de daha çok güce ihtiyacı var. Biri arıyor, diğeri biriktirdiğini harcıyor.