Bir Kent Yönetiminde Veri Neden Gereklidir? – 1

Bir Kent Yönetiminde Veri Neden Gereklidir? – 1

Ozancan Özdemir

Bir yazıya sığdırması güç olduğu için yazı dizisi halinde bir ilişkiden bahsetmeye çalışacağım bu çatı altında; kentler ve veri.  Bu yazı dizisindeki ilk yazılarda ilgili ilişkiye dair belirli tanım ve tarihçeler kullanarak genel bir çerçeve çizmeye, özellikle üç anakent olmak üzere Türkiye’de yerel yönetimlerdeki durumu tanımlamaya çalışacağım. Sonraki yazılarda ise Dünya’da ham verinin analiz ve görselleştirme çalışmalarıyla nasıl bilgiye dönüştüğünü ve kentlerde ne gibi amaçlarla kullandığına ve ne gibi faydalar ürettiğinden bahsedeceğim. Bu yazı dizisi boyunca gütmek istediğim en temel amaç ise, kentleri veri ve veriden üretilen bilgi ile yönetmeye dair farkındalık oluşturmak ya da var olan farkındalığa katkıda bulunmak olacak.

Veri kelimesi her ne kadar Türkçe’ye 1948 yılında Nurullah Ataç’ın Fransızcada yer alan “done” kelimesine karşılık olarak kullanmasıyla girse de1, verinin kullanım tarihi hem bu topraklarda hem de dünyada elbette bu kadar kısa değil.

Sultan Osman zamanında tarım arazileri ile ilgili bilgi edinmek amacıyla yapılan ilk sayımlar tarihimizin bilinen ilk istatistiksel eylemleri olarak gösteriliyor. Kanuni Sultan Süleyman döneminde istatistik teşkilatlanmasına dair girişimlerde bulunulsa da, 1874 yılında İstanbul’da açılacak olan İstatistik İdaresi’ne kadar kayda değer bir adım atılmadığı görülüyor.  Ruslarla yaşanan gerilimden kaynaklı ömrü sadece 3 sene sürecek olan bu idareden sonraki en anlamlı adım ise 1878 yılında ilk defa Mülkiye Mektebi’nde verilmeye başlanan istatistik dersleri oluyor2. Amerika’daki ilk bilimsel ve yeterli nüfus sayımının 1845’te Boston’da yapıldığını göz önünde bulundurursak3, bu dönemdeki gelişmelerin ülkemizin istatistik tarihi için önemini daha iyi anlamlandırabiliriz sanırım. Cumhuriyetin ilanından sonra ise 1926’da başbakanlığa bağlı kurulan Merkezi İstatistik Dairesi, daha sonra 1930’da kurulacak olan İstatistik Umum Müdürlüğü ve bu kurum idaresinde yapılan çeşitli düzenlemelerle 2005 yılında Türkiye İstatistik Kurumu’nun kurulmasıyla ülkemizdeki istatistik teşkilatlanması son halini almıştır.

Yukarıdaki paragraftan da anlaşılacağı üzere veri ve veri kullanımının tarihi her ne kadar görece uzun olsa da popüler bir kavram olarak hayatlarımıza girişi bir o kadar yeni. Özellikle 2010 yılından itibaren başta akıllı telefonlar olmak üzere veri üreten kaynakların sayısının artması, buna paralel olarak hesaplamalı bilimlerdeki teorik gelişmeler ve gerek yazılım gerekse donanımsal anlamda yaşanan teknolojik gelişmeler bir tür veri devrimine neden oldu ve bu devrim beraberinde pek çok alanda değişimi tetikledi.  Öyle ki içinde bulunduğumuz bu dönem bile artık çok sayıda kaynak tarafından büyük veri çağı olarak adlandırılıyor.

Elbette bu değişim rüzgarından etkilenen alanlardan biri de yerel yönetimler oldu. Veri, artık kent yöneticilerinin keşfetmesi, en azından farkındalık sahibi olması gereken bir alan halini aldı. İçinde bulunduğumuz çağda, bir kent yöneticisi ideal bir yönetici profiline sahip olmak istiyorsa, mutlaka toplumun ihtiyaçlarını yanıtlama noktasında veri ve veriden üretilen bilgiyi bir yönetim argümanı olarak kullanmak zorunda.

Elbette kentlerin veriye olan ihtiyacını sadece tek bir cümleyle özetlemek doğru olmaz. O halde başlıktaki soruyu tekrar hatırlatmakta fayda var, bir kent yönetiminde veri neden gereklidir?

Bugün toplumdaki neredeyse her birey birer veri kaynağı. Kullandığımız teknolojik cihazlar vasıtasıyla nereye gittiğimiz, ne kadar yürüdüğümüz, trafikte ne kadar süre kaldığımız ya da hangi yoldan kaç kilometre/saat hızla geçtiğimiz gibi yaşamımızın rutin hareketlerine dair bilgileri paylaşıyoruz. Aslında bu kadar karmaşık düşünmeye de gerek olmayabilir. İşimiz, yaşımız, eğitim durumumuz, aylık gelirimiz de başlı başına bizim ürettiğimiz birer veri. İşte bu ve benzeri bilgiler aslında bir kent sakininin hayatını tanımlayan, yaşadığı semti ve mekanı betimleyen birer yapboz parçası gibi. O sebeple ki kenti ve kent sakinlerinin hayatlarını anlamak için bir kent yönetiminde veri artık bir gereklilik. Çünkü günümüzde bir kentte semtleri gezmek ya da semt insanlarıyla 2-3 dakika sohbet etmek, o kenti anlamak için artık yeterli değil.

Bir kent yönetiminde veri gereklidir, çünkü günümüz kentleri artık doğruluğu subjektif olan bir fikirle ya da ideoloji ya da siyasi kanaate dayalı politikalarla değil, bilgiye ve kanıta dayalı, verimliliği kontrol edilebilen veri bazlı politikalarla bir yönetim şekline ihtiyaç duyuyor.

İdeal bir kent yönetimi karar süreçlerine sadece yönetici mekanizmalarının değil, kent sakinlerinin de katıldığı, adına katılımcılık ya da yönetişim denilen bir yapıyı gerektiriyor. Veri, açık veri ofisi ya da kentsel veri tabanı gibi platformlar aracılığı ile kent sakinlerinin kent yönetimine doğrudan veya dolaylı bir şekilde katılma fırsatlarını yaratabilecek bir potansiyel taşıyor.  En nihayetinde şunu bilmekte fayda var, bir kent yönetiminde katılımcılık sosyal medya mecralarından (Twitter, Instagram) etkileşim almak demek değildir.

Bir kent yönetiminde veri gereklidir, çünkü bu sayede kentte yeni iş fikirlerinin gelişmesine, yeni işletmelerin kurulmasına ya da kentteki işletmelerin daha verimli çalışmasına katkıda bulunulabilir. Finlandiya’da yapılan çalışmalar gösteriyor ki kamu kurumlarının sağladığı coğrafi verileri kullanan işletmeler %15 daha fazla büyüme göstermişler4

Yukarıda da bahsettiğim gibi özellikle 2010’ların başından itibaren veri dünyası neredeyse her gün yeni bir gelişmenin yaşandığı bir alan halini aldı. Verinin önemiyle birlikte yapay zeka uygulamaları ve yenilikçi teknolojilerin de kullanım alanı genişledi. Kent yönetimleri çağa uygun bu yollarla kentte daha fazla ve daha hızlı sorun tespiti yapabilir, bu sorunlara çözüm üretmek için kullanabilir.

Bir kent yönetiminde veri gereklidir, çünkü verilerle kent yönetimleri geleceğe dair tahminler ve planlamalar yapabilir, kriz anlarında, örneğin içinde bulunduğumuz pandemi süreci, etkin ve hızlı aksiyon alabilirler.

Bir kent yönetiminde veri gereklidir, çünkü yerel yönetimler kamudaki en büyük veri üreticileridir ve kendi ürettikleri bu veriyi önce bilgiye çevirmek, daha sonra bu bilgiyi yönetim ve politika süreçlerinde kullanarak kent sakinlerinin hayatlarını daha iyi, daha güzel ve daha yaşanabilir kılmak zorundadırlar. Veriyi bir yönetim argümanı olarak kullanmayan ya da doğru kullanmayan kent yönetimleri önce kendilerini daha sonra da yönettikleri kenti başarısızlıkla yüzleştireceklerdir.

Referanslar

1 “Veri.” Nişanyan Sözlük. https://www.nisanyansozluk.com/?k=veri.

2 Yüceuluğ, R. “TÜRKİYEDE İSTATİSTİK ÖĞRETİMİ VE İSTATİSTİK ÇALIŞMALARI İMPARATORLUK VE CUMHURİYET DEVİRLERİNDE”. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 6 (1949 ): 0-0

3 Baldwin, F. Spencer. “Statistics in the Service of the Municipality.” Publications of the American Statistical Association 14, no. 106 (1914): 103–15. https://doi.org/10.2307/2965806.

4 Ubaldi, B. (2013), “Open Government Data: Towards Empirical Analysis of Open Government Data Initiatives”, OECD Working Papers on Public Governance, No. 22, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/5k46bj4f03s7-en.