Bu bir sınıf savaşıdır!

Bu bir sınıf savaşıdır!

Joshua Frank

Çeviri: Nurettin Taşar

Bugün her ne kadar ABD’de gerçekleşen eylemler ırk ayrımcılığı temelli yeni bir protesto olarak kamuya sunulsa da bu protestoların dinamikleri Amerika’nın ilk kuruluş ve Amerika kıtasının ilk keşfediliş tarihine kadar uzanmaktadır. Amerika kıtası keşfedildiğinde Avrupa’dan gelenler kıtada yaşayan Eskimo-Aleut yerlileri ile Kızılderilileri yok etti. 1776’da ise Amerika’yı kuranlar ve onların ataları Afrika kıtasından siyahi insanları Amerika kıtasına getirerek onları köle haline getirdi. Amerikan Bağımsızlık Bildirisinde “Tüm insanlar eşit yaratılmıştır” yazar. Fakat 1776’da bu bildiriyi hazırlayanların çoğu köle sahibiydi. Bildiri sonrası da Afrika’dan getirdikleri siyahi köleleri özgür bırakmadılar. Yani Amerika’nın dünyanın her yerine de ihraç ettiği sömürü düzeni, yazının başında değinildiği gibi yüzlerce yıllık temellere sahiptir.

Irksal boyutta bugün bilim olarak ilgilendiğimiz Antropolojinin çıkış noktası, siyahilerin insan olmadığı ve doğal olarak onların köleleştirilmesinin meşru gösterilmesi üzerine olduğuna dair tespitler vardır. Ünlü romancı William Simms (1806-1870) kölelik sayesinde zencilerin bir üst sınıf olduğunu şu sözlerle ifade etmektedir. “Kölelik zenciyi vahşi konumundan biraz daha yukarıya çıkarmıştır. Kara derililerde sadakat, uysallık ve hizmetkârlık doğuştan var olan bir özelliktir.” Günümüze geldiğimizde ise Amerika sokaklarındaki bu öfke sadece ırksal değil, aynı zamanda sınıfsal niteliktedir. Bu öfkenin temelleri de yüzlerce yıllık sömürü düzenine dayanmaktadır. Nüve olarak bu düzene karşı ayaklananların şahidi olan Counterpunch editörü Joshua Frank’ın gözlemlerini Türkçeleştirdik.

Los Angeles’ın en ünlü alışveriş bölgelerinden biri olan Melrose Avenue şu an bir intikam alanı. Mağazaların cam parçacıkları her yerde. Vitrin camekanlarında artık öfke dolu yazılar var…

 Sabahın erken saatlerinde sokaklarda duman kokusu hala taze. Melrose Avenue, Los Angeles’ın belediye başkanı Eric Garcetti’nin şehrin tamamında olağan üstü hal ve sokağa çıkma yasağı ilan etmesinden kısa bir süre önce gerçekleşen yağmaların merkez üssüydü.

 Garcetti, bu gelişmeler sonrasında Vali Newsom’u Ulusal Muhafızlar[1]‘ın şehre girmesini isteyen bir konuşma yaptı. Muhafızlar, Los Angeles’ın sokaklarında Rodney King[2] olayından sonra ilk kez sokaklara çağrıldı. Bugün 31 Mayıs Pazar günü, askeri araçlar ve birlikler hafta sonu gerçekleşen eylemlerden sonra şehirde düzeni sağlamaya çalışıyor.

İsyan eden halkın korkusuyla Fox News, cumartesi günkü protestoları “şiddetli isyanlar” olarak nitelendirdi. Los Angeles Times gazetesi ise “protestocular arasında bölünmeler” olduğunu ve daha sonra yağmacıları suçlamaya devam etti. Pazar sabahı Trump, Antifa[3]‘yı bir terör örgütü ilan edeceğini söyledi. Los Angeles Times gazetesinin iddia ettiği gibi George Floyd’un öldürülmesi üzerine öfkelerini dile getirmek için Los Angeles sokaklarına çıkan protestocular, Los Angeles’ın kendisi gibi, farklı hedefleri olan birbirlerinden farklı gruplardı.

Yağmacı olduğu iddia edilen kişiler protestolarda azınlık olanların olduğunu söylenmektedir. Santa Monica’ya ve Long Beach’e yayılan bu gruplar “haydutlar” ve “hırsızlar” olarak kabul ediliyorlar. Bu şekilde bir değerlendirme, Amerika’nın sistemik ırkçılığını görmezden gelmekle kalmaz, aynı zamanda ekonomik eşitsizliğe dayanan korkunç sosyal tabakalaşmanın[4] görmezden gelindiğinin bir göstergesidir. Geçtiğimiz hafta sonu Los Angeles sokaklarında ve diğer şehirlerde gerçekleşen eylemlerde görüldüğü gibi, Amerika’nın her yerinde meydana gelen ayaklanma ırk ayrımı ve polis vahşeti kadar da sınıfsaldır.

Trump, ülkenin her tarafından gerçekleşen eylemler nedeniyle “savaş zamanı cumhurbaşkanı” olmak istediğini belirtti. Bu isteği de kabul gördü. Trump, göreve başladığında öfkeli insanlar Amerika’da vardı fakat bugüne gelindiğinde yangın Beyaz Saray’a yani Trump’ın kapısına dayandı.

 Şu anda tanık olduğumuz şey tam teşekküllü sınıf savaşı. Kuşkusuz, bu bir olaylar fırtınasının bir ürünüydü; Covid-19’un yaklaşık 40 milyona varan kitlesel işsizliğinin etkileri, virüsün zengin ve fakir eşitsizliği, ırkçı bir polis gücünün siyahi hayatlara sürekli saldırması ve en savunmasız vatandaşlarını kasıtlı olarak koruyamayan kurumsallaşmış bir devlet…

Mağazaların yağmalanması ister olumlu bakın ister bakmayın, doğal olarak bir sınıf meselesidir (her zaman elbette istisnalar vardır). Yağma eylemi aslında yerli Amerikalılara ve köleleştirilen Afrikalılara karşı uygulanan şiddet ile başlayan ve uzun zamandır devam eden bir Amerikan geleneğidir. Amerika’da bugün, zengin insanlar büyük alışveriş merkezlerini yağmalamasa da Batı Virginia kömür madenlerinden Amazon’a kadar doğal kaynakları ve emeği yağma konusunda ustalardır. Bugün yıkıcı ve şiddetli bir şekilde kendi gücünü kullanan yoksullar, sürekli güçsüz bir varlık duruma düşürülmelerine karşı tamamen doğal bir tepki gösterdiler. Yoksullar için yağma, yardım çığlığı ve umutsuzluğun ifadesidir.

İğrenç videoyu hepimiz gördük. Minneapolis polis memuru Derek Chauvin, herkesin gözü önünde George Floyd’u nasıl öldürdü; Floyd, annesinin yardımı için ağlıyordu…

 Hepimiz duygusuz beyaz kanunsuzların 25 Şubat 2020’de Afrikalı-Amerikalı bir adam olan Ahmaud Marquez Arber[5]’i nasıl öldürüldüğünü gördük. Hepimiz, polisler tarafından ölümcül bir şekilde, beyazlardan 2,5 kat daha fazla vurularak öldürülen uzun siyahiler listesine aşinayız. Ayrıca, tüm siyahi nüfusunun%20’sinin, Covid krizinden önce bile yoksulluk içinde yaşadığını biliyoruz. Ülke genelinde koşullar daha da kötüleşiyor ve şiddet patlaması kesinlikle devam edecektir.

Tabii ki, hem ülkemizin yoksulları arasındaki sınıfına ihanet edenler hem de hükümet destekli gangsterler tarafından siyah insanlara uygulanan vahşet, Trump yönetiminden önce de vardı. Amerikalı siyahi aktivist Cornel West bunu cuma gecesi Anderson Cooper 360 programında işaret etti:

“Demokrat Parti’yi şu an yöneten neoliberal bir kanat var… ve ne yapacaklarını gerçekten bilmiyorlar çünkü yapmak istedikleri tek şey daha fazla siyahı medyatik yapmak, daha fazla siyahilerle birlikte olduklarını göstermek. Ancak çoğu zaman bu yöntem meşruiyetini yitiriyor. Çünkü siyahilerin yaşam meselesi, siyah bir başkan, siyahi bir başsavcı ile çözülemeyecek kadar derin bir konu.”

Sizce geçen hafta sonu korkunç muydu?

Sadece bekleyip göreceğiz…

 Derek Chauvin’ın, George Floyd’u öldürmesi meselesi yayından çıkarsa, yaşadığımız bu protestolar, yeni ortaya çıkacak eylemlerin yanında küçük kalacaktır. Şüphesiz, Amerika’da eylemlerde küçük işletmelerinin yağmalanması yanlıştı. Çünkü Sol’un bu öfkeyi gerçek faillere, kapitalist sınıfa ve onların savunucularına yönlendirilmesi zorunludur.

Görüldüğü gibi Amerika’daki ekonomik ve ırksal baskı zirve noktasına ulaştı. Bu gelişmeler, ABD’deki ekonomik ve politik yapıların sistemik olarak yeniden düzenlenmesini gerektirecektir. Umutsuz insanlar, bu eylemlerde sadece kundaklamaları ve kırık pencereleri görüyor olabilir. Fakat gerçek şu ki, isyan körüklenmeye devam edecek…

Eylemlerin temelde ırksal ve sınıf dinamikleri göz önünde bulundurulduğunda, bir şehir belediye başkanından gelen sokağa çıkma yasağı ile durdurulacağa benzemiyor.

Kaynak: https://www.counterpunch.org/2020/06/01/its-a-class-war-now-too/


[1] Amerika Birleşik Devletleri’nin her eyaleti, Guam, ABD Virgin Adaları, Porto Riko ve başkent Washington, DC bölgelerinde hem eyalet hem de federal hükümete bağlı olan rezerve kuvvetleridir. Ulusal Muhafızlar ülkenin iç güvenliğini sağlamak, büyük çaplı toplumsal olaylara müdahale etmek ve doğal afetlerde yardım etmekle görevli olup 2003 yılından itibaren de ülke dışında görev yapabilmektedirler.

[2] Rodney Glen King 1991 yılında aracıyla aşırı hız yaptığı gerekçesiyle durdurulmuş ve başlayan tartışma sonunda Los Angeles Polis Departmanı polisleri tarafından dövülerek linç edilmiştir.

[3] Antifa, beyaz ırkın üstünlüğünü ve neo-Nazi anlayışını savunan aşırı sağcı gruplara tepki olarak kurulmuş bir yapılanmadı. Daha ayrıntılı bilgi için https://www.nytimes.com/2020/06/02/us/what-antifa-trump.html

[4] Toplum biliminde ve diğer sosyal bilimlerde, toplumsal tabakalaşma kavramı hiyerarşik bir düzene ve toplum içerisindeki güç ve refahın bölümlenmesine, bireylerin bu bölümlenmedeki konumlarına atıfta bulunur. Kavram, sosyo-ekonomik bir içerik taşıyan sınıf kavramıyla ilişkilidir ve ekonomik, toplumsal, siyasi ve ideolojik eşitsizlikler ya da farklılıklar temelindeki sosyo-ekonomik koşulların farklı görüngüleri üzerine kuruludur.

[5] ABD’nin Georgia eyaletindeki Brunswick kentindeki evinin yakınlarında koşarak spor yapan 25 yaşındaki siyahi Ahmaud Arbery; Gregory McMichael ve Travis McMichael isimli baba oğul tarafından vurularak öldürülmüştü.