Eskiden yediğim çilek

Eskiden yediğim çilek

Mete Yolaş

Bugünün en çok konuşulan konularından birisi çilek. Evet yanlış okumadınız, bildiğimiz çilek. Gıda manipülasyona açık bir alan. Bu alanın manipüle edilmesine neden olan birkaç parametre var. Bunların başında popülarite geliyor ki bunun kaymağını yiyen Canan Karatay, Oytun Erbaş, Yavuz Dizdar gibi akademik unvana sahip bilim insanları var. Bilim insanları isimlerini cilalamak için bilimi manipüle ediyorlar. İlgili bakanlıkların, meslek odalarının ve yargı mercilerinin herhangi bir yaptırımda bulunulması için adım atmaması, RTÜK’ün uyuması bu kişilere cesaret veriyor. Bilimsel araştırmaları ile ulusal ya da uluslararası bir konuma ulaşamayacak kişiler bu yolla kendilerine pozisyon sağlıyor.

Bu manipülasyonunun hızlı bir popülarite sağlaması, bu popülaritenin yanında ciddi bir maddi kazanç ile de geliyor olması bundan faydalanan kişilerin sayısını da arttırıyor. Sosyal medyada gıda dedektifi olarak tanınan, asıl mesleği şehir plancılığı olan, manipüle ettiği bilgilerin doğrusunu paylaşan gıda mühendislerini, akademisyenleri sosyal medyadaki gücüne dayanarak linç ettiren, kirlettiği bilgileri sosyal medyada yayarak hatta ulusal otoriteler TMMOB Gıda Mühendisleri Odası’nın okullarda Bilinçli Gıda Tüketimi Eğitimi gerçekleştirmesine izin vermezken ulusal otoritelerin onayı ile okul okul gezip kirlettiği bilgiler ile yaş ağaçları sulayan ve hatta bu popülaritesiyle sosyal medyada mavi tik almış bir manipülatörün olması popüler olmak isteyen kişilerin de bu alandaki dezenformasyonu zaman zaman kullanmalarına neden oluyor. Bugün de bir kişinin kendisini fenomen yapmak için kullandığı manipülasyon malzemesi bir avuç çilek oldu. Medya dün “Kurtlu meyve yiyin, en sağlıklı meyve kurtlu meyve” diyen bilim insanını ünlü yaparken, bugün manipüle edilmiş görüntüyle ortalama 15 gramlık çileğin içerisinden 5 gram böcek çıkartan kişiyi de ünlü yaptı.

Basın gıda mühendislerine ve akademisyenlere de yer veriyor fakat hemen ümitlenmeyin. Bu kişilerin unvanlarını kaos için kullanmak istiyor; röportajlarını kırpıyor, son halini göstermiyor ve görüşünü bile sormuyor. Hatta canlı yayınlarda “Bunu böyle söyleyin, şuna ters açıklama yapın.” gibi hadsizliğin sınırlarını zorlayan davranışlarda bile bulunuluyor. Bu durum kendi mesleğini geliştiremeyen, farklılık yaratamayan, ön planda olma duygusu yoğun olan kişiler bu fırsattan istifade ederek halkı manipüle ediyor ve isimlerini cilalamalarına neden oluyor; medyanın gücü ile savaşamayan doğru bilgiye sahip, alanında uzman kişiler ise doğru bilgileri yurttaşlara ulaştıramıyor. Geleneksel medyada da, sosyal medyada da durum bu.

İlgili ulusal otorite ise hiçbir müdahalede bulunmamayı tercih ediyor; denetimler için yeterli sayıda gıda mühendisi istihdam etmiyor, nitelikli denetim gerçekleştirmek istemiyor. Denetim ise birer sayıdan ibaret, denetim sayısı çok arttı biz çok iyi çalıştık algısı yaratılıyor. Nedeni ise sorunların baş edilebilecek seviyenin çok üzerinde olması. İçinde bulunduğumuz salgın sürecinde bile sağlıktan sonra en önemli konulardan birinin gıda güvenliği olmasına rağmen ulusal otorite gıda güvenliği konusunda yurttaşların kafasındaki soru işaretlerini silecek, manipülasyonları ortadan kaldırabilecek herhangi bir açıklama gerçekleştirmedi. Bu durum arka planda rakiplerin bu manipülatörlere ödeme yaparak rakiplerini karalamasına kadar varıyor, kirli bilgi havada uçuşuyor.

Bu tuzağa düşmeyin; keyifle yediğiniz çilek eskiden keyifle yediğiniz çilek olmasın.