İktidar olmak için ne kadar taviz vermeli?

İktidar olmak için ne kadar taviz vermeli?

Ali Naki

Merkez solu temsil eden partiler pek çok ülkede neoliberalizmin karşısında diz çöktükleri eleştirisine sıklıkla maruz kalıyorlar. Alt ve orta sınıfların yanı sıra soldan aldıkları bu eleştirinin tutarlılığı söz konusu. Zira kendini geleceğin tasavvuru olarak ifade eden sosyal demokrasi kapitalizm ile sosyalizm arasında bir tercih olmaktan çok mevcut düzenin aşkın gücünü sınırlamakla yetindiğini anlatıyor. Mevcut düzen gezegen üzerinde kapitalizm olduğu için ise sosyalist ilerlemecilerin karşısında pek çok ideolojik eleştiriye haklı olarak maruz kalıyorlar. 

Türkiye’de ise durum daha karmaşık. Merkez solu temsil eden CHP’nin lideri bazı konuşmalarında iktisadi anlamda bir miktar sola meylettiğini belli ediyor. Örneğin zaman zaman kamuculuk çıkışı yapıyor, alt ve orta sınıfların bütçelerini düzeltmek için bankacılık sistemine müdahale edeceğini belirtiyor, sosyal demokrasinin düzenleme-denetleme mekanizmasından sıklıkla söz ediyor. Ancak CHP’nin alt ve orta sınıflardan aldığı eleştiriler halen partinin artık sahibi olmadığı merkezin pratiklerini savunmaya çalıştığına dayanıyor. 

Y ve Z kuşağının anlatımlarında öyle görünmese dahi CHP’yi bir dönem temsil eden SHP’de kadrolar sınıfı ve devrimci pratikleri sıklıkla savunuyorlardı. Elbette dönemin şartları gereği devrimcilerin kendini gerçekleştirebilecekleri pek bir mecraları olmadığından SHP’nin yanında yöresinde durmaları kaçınılmazdı. Ancak her şeye rağmen SHP Genel Merkezi’de birkaç spesifik, belki manipülatif olay dışında açıkça soldan yana tavır alıyordu.

Bugünkü CHP yönetimi ise sağcılıkla suçlanıyor. Dil ve söylem sıklıkla değişiyor; pratikler buna uyduruluyor. Örneğin “halk” kelimesi literatürden kaldırılırken “millet” sıklıkla kullanılmaya başlanıyor. Parti lideri her fırsatta dine ve dini liderlere atıf yapıyor. Minareden okunan Çav Bella’ya bir sosyal demokrat partiden beklenmeyecek kadar sert ve tavizsiz tepki veriliyor. Gözaltına alınan CHP’li gençler henüz savunulmadan önce bir kısmi soruşturmadan geçiriliyor. Parti örgütü, yöneticileri, vekilleri ve danışmanları yasaklı konular hakkında genelgelerle sıklıkla uyarılıyor. 

Dikkatinizi çekti mi, bilmiyorum. Şu ana kadar saydığımız her şey siyaset yapma biçimiyle ilgili. Hiçbirinde bir ideolojik tutum veya dönüşümün eleştirisi yok. Zaten CHP’ye ideolojik olarak dönüştüğünü söyleyen de yok. Ancak çok kritik ve aynı zamanda ürkütücü olan da şu: İktidar yoluna girdiği düşünülen/gözlenen CHP’nin yeni yönelimleri eğer siyaset yapma biçimini aşar ve ideolojik bir tutuma dönüşürse ne olur? 

CHP, geçtiğimiz 100 yılını bankacılar ve devrimciler arasındaki mücadeleyle geçirmişti. Bu 100 yıl içinde devrimciler çoğunlukla direnişte kaldılar, bankacılar siyaset yapma biçimi ise açık bir tahakküm kuruyor. 

Soru hala ortada duruyor: İktidar olmak için daha ne kadar taviz vermeli?