Kapalı kapılar ardında

Kapalı kapılar ardında

Mete Yolaş

Başkanlık sisteminin ilk ciddi sınavı Sağlık Bakanı’nın 10 Mart’ta ilk COVID-19 vakasını duyurması ile beraber resmen başlamış oldu. Bu sınav başlayana kadar da -yeterlilikleri tartışılır- alınan önlemler, oluşturulan Bilim Kurulu, gerçekleştirilen basın açıklamaları ile Sağlık Bakanı medyada yer edinmeye ve adından söz ettirmeye başlamıştı.

Salgın aslında bir yarışı başlattı; bazı bakanların ajansları işe koyuldu, bazı bakanlar ise süreç boyunca sessiz kaldı. Sağlık Bakanı’nın her gün basın açıklaması yapması; son gelişmeleri ve tedbirleri açıklaması kendisini sürecin odak noktası haline getirdi; ajansı da #HayatEveSığar sloganı altında çalışmalar gerçekleştirmeye başladı. Bu sloganı cep telefonlarınızda operatör adı yerinde de gördünüz. Bunu Milli Eğitim Bakanı’nın ajansının #TatilDeğilUzaktanEğitim çalışması takip etti. TV’lerde olmamasına rağmen Milli Eğitim Bakanı’nın öğrenciler ve velilere yönelik açıklamaları ön plana çıkan isimlerden birisi olmasına neden oldu. Bu çıkış EBA TV’deki Menderes skandalı ile durdu ve sonrasında da yerini sessizlik aldı. Akabinde İçişleri Bakanı’nın TV’lerde hatta sosyal medya kanallarına katılması, ani sokağa çıkma yasağı ilan etmesi ve ajansının da #48SaatHiçÇıkma çalışması ile bu sürece dahil oldu. Bunlar olurken de Sağlık Bakanı’nın açıklamalarının yerini alan Cumhurbaşkanı açıklamaları, #BizBizeYeteriz çalışmasıyla “ben buradayım” mesajı verildi.

İçişleri Bakanı’nın cumartesi gününe 2 saat kala sokağa çıkma yasağı ilan ederek daha da ön plana çıkmaya çalışması sokakların karışmasına, bakanlar arası tartışma iddialarının dolaşmasına ve bakana sosyal medyada linç kampanyası başlatılmasına neden oldu. Bakanın Cuma günü saatler gece yarısına yaklaşırken “Akşamüstü sayın cumhurbaşkanımızın talimatı çerçevesinde…” şeklindeki açıklaması Pazar günü “…hafta sonu sokağa çıkma kararının uygulanmasının sorumluluğu, her yönüyle şahsıma aittir.” şekline dönüştü. Akabinde de birkaç saat sonra istifasını kamuoyu ile paylaşarak görevinden ayrıldığını duyurdu. Kararı Cumhurbaşkanı kabul etmedi ve görevine devam edeceği açıklandı.

Bu sırada harıl harıl çalışan sosyal demokrat belediyelerin çalışmaları yardım toplamalarının ve yardım paketi teslim etmelerinin engellenmesi, bağış hesaplarının bloklanması gibi hadiselerle sekteye uğratılmaya çalışıldı. Gençlik ve Spor Bakanı’nın ajansı da futbol tutkunu gençlerin sevdiği “Championship Manager” adlı oyundan içerikler ile sosyal medya kullanıcıları ile etkileşime dayanan bir sosyal medya çalışmasına başladı fakat bu çalışma sadece birkaç gün sürebildi. Sahra hastanesi polemiği, Acil Durum Hastaneleri inşası, VEFA destek grubuna saldırı iddiası, Avrupa’ya yardımlar ile bütün bu olanlar maskelendi. Salgın süresince meslek odalarının bilimi ve halkı esas alan açıklamaları, sosyal demokrat belediyelerin çalışmaları bu sistemin iş yapamaz halde olduğunu ve ülkeye zarar verdiğini deneyimlerle de ortaya çıkarttı. Bu da beraberinde iki şey getirdi; meslek odaları yasalarının değişikliği teklifi ve sosyal demokrat belediyelerin kabine üyeleri ile toplantı talebinin görmezden gelinmesi.

Meslek odaları yasaları değişikliği teklifine kamuoyunun, meslek odalarının ve ana muhalefet partisinin reaksiyon vermesine ani vekil ihraçları ve salgın sürecinde önemi olmayan yasa değişikliklerinin oylanması ile “güç bizde, her şeyi yaparız.” mesajı verildi. Salgın tedbirleri gevşetilirken de Sağlık Bakanı’nın sokağa çıkma yasağı olmayacağını kamuoyuna açıklamasına rağmen İçişleri Bakanı’nın tekrar sokağa çıkma yasaklaması ilan etmesine de yasağın iptal edilmesi ile “ben hala buradayım” mesajı verildi. Bugünlerde ise bir kabine değişikliği ve yeni bakanlıklar iddiası güçlü bir şekilde dolaşıyor. Bakalım kapalı kapılar ardında neler olacak?