Kayyum piyangosu kime vuracak?

Kayyum piyangosu kime vuracak?

Ali Naki

İktidar partisindeki köşe kapma oyununun parti dışındaki aktörlere vurması kaçınılmaz. Çünkü bir grup partili içeride birlik vurgusunun altını çizmenin rakibinin en güçlü olduğu yere saldırmaktan geçtiğini bilecek. Ve büyük ihtimalle lideri buna ikna edecekler. Sadece fırtınanın büyümesine ihtiyaç var.

Cumhuriyet tarihinin önemli bölümüne yayılan sağ iktidarlar yöntemsel anlamda üçe bölünür: 1) Tek başına uzun iktidarlar, 2) Büyük koalisyonlar, 3) Kısa ve kırılgan iktidarlar. İlkini yaşadığımız malumunuz; ayrıca bu dönem tek başına uzun sağ iktidarlar arasında Menderes dönemiyle birlikte anılsa pek tutarlı olur. Zira bu dönemde de Menderes’in liderliğinde olduğu gibi baskı büyük ölçüde kurumlar ve yasalarla şekillenerek artıyor. Zira iki dönemde de toplum nezdinde meşruiyet arayışı önemli bir saikti.

Bu önemli saike rağmen iktidar partisi olasılıkları masadan kaldırmıyor. Bu olasılıkların en güçlüsü CHP’nin yönettiği anakent belediyelerine kayyum atamak. Ancak kayyum piyangosunun kime vuracağı çok önemli. Çünkü bu yönelim aynı zamanda merkezi iktidarın kime, ne kadar izin vereceğini de belirleyecek. Kayyum piyangosunun eksenleri ve tarafları ise şu şekilde:

En sosyal demokrata saldırı

Kayyum Hatay ve Antalya’dan uzak görünüyor; belediye başkanlarının sağ pratiklerin içinden gelmesi ve bu iki kentin AKP’nin yumuşak karnı olması beraberinde muhalefetin gücünü yükseltmesine neden olabilir. Erdoğan daha önce Antalya’da bir şok yaşamıştı, Antalya AKP ile CHP arasında pek çok defa gidip geldi. Hatay’da mevcut belediye başkanı ise uzun süredir Alevi-Sünni hattında belirginleşen siyasi hattı yarmayı başardı. Kentin yerleşik Sünnileri CHP’ye dokunmaktan kaçınmıyor.

CHP’nin Türkiye siyasetinin en çok karşılık bulduğu kent şüphesiz Mersin. Parti yerel seçimlerde hem Kürtlerden hem de kentli seküler milliyetçilerden oy almayı başardı. Gerçi sağın çok adaylı seçim aritmetiği de etkili oldu ama CHP’nin Mersin’deki varlığı Türkiye siyasetindeki konumlanışının altını çiziyor. Bu kayyum olasılığına karşı muhalefetin hem en zayıf hem de en güçlü yanı. Adana’da Zeydan Karalar, ilçe belediye başkanlığının üzerine çok agresif bir algı oturtmadı. Buna rağmen zaman zaman kentte beliren “kayyum geliyor” dedikodularını örneğin 1 yıl sonra sonlandıracağa benzer. Ayrıca güçlü bir kent muhalefetine maruz kalmıyor.

Kayyum olasılığının en güçlü olduğu kentlerden biri İzmir. Çok açık bir şekilde solda konumlanan ve parantezini “ilham aldığını” belirttiği Kemalizm’den HDP’yle dayanışmaya kadar genişletebilen Tunç Soyer, yeni düzen için risk oluşturuyor. Esasen bir süredir İzmir’de CHP ile AKP arasında çok katmanlı bir mücadele sürüyor. İyi Parti CHP’ye yeterince destek olmuyor ama MHP bütün gücüyle AKP’nin yanında. İyi Parti açısından manivela kolu ise HDP’nin varlığı. Merkezi iktidarın gücünü de arkasına alan AKP-MHP İzmir Teşkilatları Soyer’e karşı sert vuruşlar yapıyor. Soyer ise İzmir il örgütünden vekillere kadar uzanan güçlü bir cepheyle saldırılara omuz geriyor. Merkezi iktidarın İzmir il teşkilatlarının devletin gücünü de kullanarak pek çok raporu İçişleri Bakanlığı’na kadar taşıdığı tahmin ediliyor. Dolayısıyla kayyumun en sosyal demokrata yönelmesi olasılığı oldukça güçlü.

Yeni aktörlerin pozisyonu

İstanbul Anakent Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kamuoyundan gelen gücünü rakiplerini incitmek için kullanmaktan geri kalmayan bir figür. Ancak bu güç gösterisini yaparken merkezi iktidarla belli aşamalarda uyumlu çalışabileceğini belirtmekten imtina etmiyor. Bunu da “devlet terbiyesi” kavramıyla anlatma gereği duyuyor. Ancak bütün bunlara rağmen devletin ellerinin kapalı olması, kendisiyle pek çok bilginin paylaşılmaması oldukça canını sıkıyor. Dev bir bütçenin üstünde oturan İmamoğlu’nun bu tavrı da anlaşılır. Ancak bu mücadeleyi verirken dokunamıyor, dahil olamıyor, içeriye giremiyor olmak Erdoğan’la aralarındaki ilişkiyi özetliyor. Buradaki kritik aşamalardan biri de rantın dağılımıyla ilgili. İmamoğlu sonrası kardan zarar eden pek çok yandaş şirketin bakanlıklara ve iştiraklere kaymış olması, ancak bu alanların kendilerini tatmin etmemesi Erdoğan üzerindeki baskıyı arttırıyor. İki kere kaybetmiş olması nedeniyle Saray’ın üçüncü bir yenilgiyi hazmedip hazmedemeyeceği sorusu ortada duruyor. Belki rantın dağılımını belirlemek, seçim kaybetmekten daha önemli hale gelir.

Ankara’da bir kayyum olasılığı ise daha belirgin. Ankara Anakent Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın varlığı siyasete yeni bir eksen kazandırdı. Bu eksenin içinde sadece ittifaklar siyaseti de yok, aynı zamanda pozisyonu değişirse neredeyse her şeyi değiştirecek ülkücüler var. Aynı zamanda Yavaş popülaritesini her geçen gün arttırıyor. Eğer kayyum olasılığı bir enstrüman olarak kullanılacaksa iktidar partisinin bu olasılığı hızlıca değerlendirmesi kendi geleceği açısından kritik hale geliyor. Yavaş’ın pozisyonunu değiştirmek şüphesiz kendi değerinin üzerine bir değer daha koyacak. Ancak eğer iktidar partisi için yolun sonunu görebiliyor ve sadece kazanımlarını korumayı önemsiyorsa denklem daha da karmaşıklaşıyor.