Kentin kadın hali

Kentin kadın hali

Mehmet Kuzu

Kentte yaşamak pek çok açıdan bir arada olmayı ve çeşitlilikler arasında birlikte yaşamayı gerektirir. Kent yaşamı, insanların bir tercihi, kentleşme de bu sürecin her coğrafyada farklı biçimlerde gerçekleşme halidir.

Kent tarihine ilişkin okuduğum bütün kitaplarda, kentlerin görkemli surlarla çevrili olması ve bunlara yapılan vurgu, kaleler… Bu kapalılık sadece mekansal bir kapalılık da değildir. Bu kapalılık, içeride bir hukukun, ticari faaliyetin gelişmesini sağlar. Ve doğal olarak, her kentin farklı biçimde öne çıkardığı kendine ait bir soyluluk ortaya çıkardığı görülmektedir. Bu yüzden, insana dair verilen bilgilerin odağında soyluların hikayesi anlatılmaktadır. Bunun nedeni sadece soyluların bilgisinin aktarılmasıdır. Soyluluk dediğimiz kavram, ancak bir kentte, diğerlerinden yalıtılmış bir parçada çok çeşitli nedenlerle öne çıkabilen bir grup olarak ortaya çıkmaktadır. Kentliler, bir ahenk içerisinde yaşamaktayken kadınların kentte yaşamıyor olduğuna dair belirtiler görmek şaşırtıcı. Kent, mekan olarak karşımıza çıkarken demokrasinin konuşulduğu dönemlerde kadına söz hakkı verilmemiş olması, erkek egemen bir düzenin kentleşmenin hamurunu kardığını görmekten kaçamayız.

Yasemin Şen tarafından kaleme alınan ‘İstanbul Sözleşmesi Kapsamında Kadına Karşı Şiddetle Mücadelede Devletin Hukuki Sorumluluğu’ başlıklı yazıda, aynı şekilde hukuk düzeni kurulurken erkekler tarafından hazırlanan kanunlarda, ev içi şiddete dair cezai düzenlemelerin uzun yıllar sonunda sivil toplum örgütlerinin baskısıyla yer bulduğunu görmekteyiz. Özel alan ve kamusal alan ayrımı yapılırken, özel alana devlet tarafından müdahalenin engellenmesi sırasında evde şiddete uğrayan kadının devlete sığınması adeta görmez gelinmiş. Bu durum, kentin kadın halini anlamak için yardımı olabilir.

Kentte yaşamak, kadının her alanda cinsiyetinden öte ‘insan’ olarak kabul görmesine ihtiyaç duyulmakta. Kadın, birey olarak özneye geçerken önce ‘cinsiyeti’ ile yaftalanıyor. Bu durumun en yaygın örneği trafikte yaşanmakta. Mutlaka, araç kullanan pek çok kişi trafikte, cinsiyetçi bir söylemi geçmişten bugüne gelen ‘kadın’ algısı üzerinden çıkarabiliyor. Günlük yaşamda, benzer örnekleri farklı alanlarda görebiliyoruz. Bu örnekleri her gördüğümüzde, cinsiyet dışı yorum yapma ihtiyacı ortaya çıkabilir.

Konak’ta yaşıyorum. Kadın bir belediye başkanımız vardı, 2014-2019 arasında. İzmir Barosu’nun ilk kadın başkanı olduktan sonra Konak Belediyesi’nin ilk kadın belediye başkanı oldu. Erkekler bu durumu hazmetmekte zorlanıyor. Doğrudan söylemde ya da eylemde bu durumu sergilemeseler de, geçmişten bugüne geliştirilen erkek egemen söylem bir ‘kadın’ tarafından yönetilme hali, hafif sırıtma ve küçümseyici bir tavırla zaman zaman ortaya çıkabiliyor. Kentte kadın olmanın zor olduğu kadar bir belediyede kadın belediye başkanı olmak aynı zorlukta. Farklı davranış biçimleri geliştiren özellikle erkekler, her ortamda söylem geliştirebilmekte. 

Semt dolmuşlarına binen kadın, otobüsün kalabalıklığında sıkıştırılan kadın, aydınlatması yetersiz sokaklarda yürümeye çekinen kadın, iş yerinde terfi bekleme halinde olan kadın… Tüm bu örnekleri yaşıyor olmak ve kentin gelişimindeki en büyük engeli görüyor olmak üzüntü verici.

Oysa ki, iyi örneklere bakmak belki de kentin kadın halinin neleri geliştirebileceğine dair umut olur ve biraz olsun erkek egemen dili bir kenara bırakabiliriz. Barcelona Belediye Başkanı Ada Colau Ballona ve Madrid Belediye Başkanı Manuela Carmena Castrillo umut veriyor.

Ada Colau, belediye başkanı olmadan önce bir sivil inisiyatif olarak mortgage sistemi mağdurlarının taban hareketinin örgütlenmesine aktif görev aldı. Çalışma sistemi bir yerin seçilmişi olmak üzerine değil, haksızlığa uğrayan yüz binlerce insanın, ‘uzman’ adı altında kandırılmasına karşıydı. Böyle olunca 2015’te göreve geldiğinde, kendini değil tam anlamıyla 2009’da içinde yer aldığı ve başlattığı hareketin temsilcisi olarak koltuğuna oturdu. Colau, seçilmişlerin maaşlarının yüksek olduğu gerekçesiyle, kentin içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkması için bu harcamaları düşürme politikasını benimsedi. Konuyla ilgili ilk çalışma kendi maaşının yıllık 140.000 Euro’dan 28.600 Euro’ya indirerek başladı. Bunun dışında makam arabası olarak belediyede bulunan Audi yerine daha kullanışlı bir minübüs tercih etti. 

Manuela Carmena, seçildikten sonra Guardian’a verdiği röportajda ilk olarak vatandaşların karar süreçlerine aktif katılımından söz ediyor. 1978 İspanya Anayasası’na göre güvence altına alındığını belirttiği karar süreçlerine katılım sürecinin siyasi partilerin önünde dikkate alınması gereken bir durum olduğunu vurguluyor.

Kentin kadın hali, cinsiyetten bağımsız, kadınca yaklaşımın ufuk açıcı bir yönünü gösteriyor. Dünyada ve Türkiye’de kentleri yönetmek için seçilmiş kadınların icraatlarının takibi ve desteklenmesi bitmez tükenmez cinsiyete dayalı ayrımcılığın önüne geçmek için birebir. Tüm ayrımcılığa uğrayan kesimlerin önünün açılması için sıradışı olana ve ‘normal’ olmayanı görmeye ihtiyacımız var. Bugünlerde yasını tuttuğumuz Hande Kader için ve yine aklımızdan, yüreğimizden çıkmayan Özgecan Aslan ve nice kadın olduğu için katledilen, şiddete uğrayan kadınlar için.