Kirazlıyayla direnişi: ‘Kadınların kökleri erkeklerden daha derindedir’

Kirazlıyayla direnişi: ‘Kadınların kökleri erkeklerden daha derindedir’

Nüve Özel Haber

Kirazlıyayla Bursa Yenişehir’de küçük bir kasaba. Bir süredir maden zenginleştirme çalışmalarına karşı yöre halkının direnişe geçmesiyle gündeme geldi. Burada da Kamilet Vadisi’nde olduğu gibi sokağa çıkma yasağı sırasında ağaç katliamı yapıldı. Vadiden farklı olarak jandarmalar yöre halkının karşısına dikildi. Direnişçiler gözaltına alındı. Peki Kirazlıyayla ne istiyor? Projeye karşı neden direniyor? Kirazlıyayla için direnen Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Şafak Erdem’e sorduk.

Nüve: Kirazlıyayla ’da yapılmak istenilen projeyle ve şirketle alakalı bilgi verir misiniz?

Şafak Erdem: Yıllardır madencilik yapılan Kirazlıyayla köyünde 2013 yılından itibaren farklı bir süreç işliyor. Meyra Madencilik 345 ha ruhsatlı alanda; 2013 yılında 24.89 hektarlık alan için ÇED başvurusu yapıyor. 25 ha altında kaldığı için “ÇED gerekli değildir” belgesi alıyor. Firma 2015 yılında ise kapasite artışına giderek 273 hektar için ÇED başvurusu yapıyor. Firma 2015 de aldığı raporda zenginleştirme yapmayacağını, flotasyon işlemini başka bir yerde yapacağını söylüyor. Ama 2019 a gelindiğinde tekrar bir kapasite artışı ve 2015 yılında “yapmayacağız” dedikleri flotasyon tesisi ve atık havuzunu projeye ekliyor. Bu arada firmanın %60 hissesi 2018 yılında Lübnan menşeili bir firma olan Delta Star Group tarafından satın alınıyor. Tesiste günde bin, yılda 300 bin ton cevher işlenecek, her gün 55 ton zenginleştirilmiş cevhere karşılık  894 ton pasa, 110 dönüm atık barajına gömülecektir. En son ÇED başvurusu yapılmış 23,65 ha alanın 17,4 hektarı orman, 6,25 hektarı tarım arazisinden oluşmaktadır. Firmanın raporlarında günlük 2 bin ton su kullanacağı belirtiliyor. Firma bu suyun arıtılıp proseste tekrar kullanacağını söylüyor ama raporda bunun nasıl olacağı projelendirilmemiş.

Kirazlıyayla’da yer altı suları ve tarım alanları tehlikede

N: Peki bunlar ne anlam ifade ediyor? Projeye bu yüzden mi karşısınız?

Ş.E.: Tesis Yenişehir’e 11 kilometre, Kirazlıyayla ya 200 metre mesafede. Köyün merası mesire alanı, çeşmeleri maden sahası içinde kalıyor. Zenginleştirme tesisi köyün mezarlığına 30 metre mesafede. Projeye atık barajının ilave olmasıyla beraber Birinci Sınıf Gayrı Sıhhi Müessese statüsüne geçmiş. Yerleşim yerlerine bu tür tesislerin yapılmaması gerekir.

Yenişehir ovasına hakim bir tepede bulunan köyün güney yamacına yapılacak flotasyon tesisi ve atık barajının yeraltı sularını kirletmesinden ve tarımı etkilemesinden endişeliyiz. Atık barajının bulunduğu alanın bir kısmı kendi projelerinde bile heyelan bölgesi olarak gözüküyor Burada yaşanacak bir felaketin geri döndürülemez etkileri olacaktır. Firma ihtiyacı olan suyun kaynağını İznik gölü olarak gösteriyor.

Demokratik kitle örgütleri devrede

Ş.E.: İznik gölü vahşi kullanım sebebiyle tehlike altında. Bizler tarımsal üretim ve doğal yaşam için gerekli olan suyumuzun “kamu yararı var” denilerek madencilik faaliyetleri altında kullanılmasına karşıyız. Yenişehir sanayi bölgesi değildir. Bursa’nın ve Marmara’nın en verimli ovalarından birine sahiptir. Anayasanın 56. Maddesi “Herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almıştır. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek ise Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

N: Hukuksal olarak ne aşamadasınız? 

Ş.E.: 2013’ten beri firmanın yürüttüğü bir ÇED süreci var. Maalesef aşama aşama yapıldığı ve zaten eskiden beri madencilik faaliyetleri yürütüldüğü için burada ne yapılmak istendiğinden haberimiz olmamış. Tabi bizlerden de kaçırılan bazı süreçler var. Köylüler 2018 yılının başından itibaren dilekçelerle itirazda bulunmuşlar ama onlarda sesini duyuramamış. Bizler bu olaya 2019’un Ekim ayında dahil olduk. Yerelde Yenişehir Çevre Platformu, Kirazlıyayla Köyü Koruma ve Dayanışma Derneği ile birlikte Bursa ve İznik Çevre Platformu olarak bir süreç yönetiyoruz. Akademik Odalar ve Bursa Barosu ise teknik ve hukuki anlamda sürecin içerisinde aktif bir şekilde yer alıyor. Firma hukuki sürece rağmen çalışmalarına son hızla devam ediyor. Bazı izinlere itirazlarımız var proje için ise yürütmeyi durdurma kararı bekliyoruz.

Salgın sırasında ağaç katliamı 

N: Salgın sürecinde doğa talanı projelerinin hızlandığı gözlemleniyor. Kirazlıyayla’da da böyle midir?

Ş.E.: Türkiye ilk Covid-19 vakalarıyla uğraştığı günlerde firma 31 Mart günü köylülerin mesire alanı olan bölgede ağaç kesimine başladı. Bunun üzerine köylü büyük bir direniş gösterdi ve bölgeye Yenişehir Kaymakam’ının gelmesiyle beraber kesimin sağlık sebebiyle durdurulduğu açıklandı. Ama köylüler gördü ki 1 Nisan sabahı kolluk kuvvetleri eşliğinde firma ağaç kesimine tekrar başladı. Çevre platformları, Bursa Milletvekilleri, siyasi partilerin devreye girmesiyle kesim 15 günlüğüne durduruldu. O gün yapılacağı konusunda söz verilen toplantı gerçekleşmedi ama firma 11 Mayıs’ta özellikle sokağa çıkma yasaklarını değerlendirerek kendi çitini çekerek sınırını belirledi ve flotasyon tesisinin temelini attı. Aynı günlerde Salda’da Millet Bahçesi, Çıtlık Ormanları’nda ağaç kesimi, Kanal İstanbul ihalesi, ruhsatsız Alamos Gold’ a ait iş makinelerinin Kaz dağlarında görülmesi tesadüf değil, aynı fırsatçılığın eseridir.

N: Gözaltı işlemleri yapıldığı haberleri de geliyor.

Ş.E.: Bileşeni olduğumuz Bursa Çevre Platformu 5-11 Haziran Dünya Çevre Haftası çerçevesinde Bursa bölgesinde aktif doğa mücadelesi yürüten iki ayrı bölgede basın açıklaması kararı aldı. İlki 5 Haziran günü Çalı’da HES projesi ile ilgili olarak sorunsuz bir şekilde düzenlendi. Hatta günün kazanımı olarak firmanın ruhsatsız olarak işlem yaptığı tespit edildi ve mühürlendi.

Direniş için 14 kilometre yol yürüdüler

Ş.E.: Etkinliğin ikinci ayağı olan 7 Haziran Kirazlıyayla etkinliği ise bizim daha Bursa Barcın köyü yol ayrımında yolumuzun kesilmesiyle başladı. Bursa Barosu’nun olayı “kanunsuz emir” diye nitelendirmesine rağmen bizlerin köye çıkması engellendi. Bu durumda aşağı inmek isteyen köylüleri ise kolluk kuvvetleri durdurdu. İlk etapta kadınlar bu engeli kırarak tarlalar üzerinden yanımıza ulaşmaya çalıştılar. Arkasından engellenemeyen toplamda beş yüz kişi köyden yola çıkmış oldu. Bu insanlar 35 derece sıcaklıkta 14 km yol yürüdüler. Tepelerden inerken düşenler oldu ama hiçbiri aşağıya indiğinde “of” demedi. Aşağıda onları desteklemek için bekleyen yüzlerce kişiyle coşkulu bir buluşma gerçekleşti. En başından beri istediğimiz gibi barışçıl bir şekilde basın açıklamamızı yaptık. Maalesef o günün akşam saatlerinde tatsız bir olay yaşanıyor. Firma için çalışan beton mikserinin kalan betonu gölün kenarına döktüğünü gören köylüler şikayet edip işlem yaptırmak istiyorlar. Bu arada kadınları rahatsız eden bazı davranışlar sergiliyorlar ama şikayet eden karşı taraf oluyor. Köylülerin itirazı sonucunda gece 02:00’da götürülmedikleri jandarmaya sabah erken saatlerde götürülüyorlar. Adliyeye sevk edilen dokuz kişinin ikisi savcılık kararıyla, yedisi adli kontrol şartıyla bırakılıyor. Gözaltına alınan beş kadın için adli kontrol şartı konuyor.

Kadınlar daha mücadeleci

N: Kirazlıyayla’da kadınlar en önde direniyor

Ş.E.: Sanırım kadınlar daha mücadeleci ve adanmış. Bir gün önce 14 kilometre yol yürüdüler, ertesi gün adliye koridorunu arşınladılar ama gece köylerinde yine protestodaydılar.  Köyler kadınlar için daha çok yaşam alanı. Erkekler pek çok şey için köyden çıkıyor ama kadınların vakti daha çok köyde geçiyor. Yani o kesilen ağacın altında en çok kadın oturuyor. Tarım işçileride genelde kadınlar. Tohum ekerler, fide dikerler, çapa yaparlar, dererler. Toprakla bağları daha çoktur. Yani kadınların kökleri erkeklerden daha derindedir. Toprakla insan arasındaki bağda en dirençli olan kadının bağıdır. Bence o yüzden de en çok kadınlar hedef alınıyor.

N: Kamuoyuna bir çağrınız var mı?

Ş.E.: Kirazlıyaylalıların hak mücadelesinde onların sesini duyurmak için farklı etkinliklerimiz olacak. Yenişehir Ovası ve İznik Gölü için tüm çevre örgütleri ile beraber her alanda mücadelemizi sürdürüyoruz. Uzun zamandır neredeyse her şehirden çevre örgütleri, yaşam savunucuları Kirazlıyayla mücadelesini takip ediyor ve destekliyor. Bizim çağrımız havasını, doğasını dert edinen herkesin bu mücadeleyi ve yaşam savunucularını savunması yönündedir.