Korona günlerinde ne ekersek

Korona günlerinde ne ekersek

Eren Dağıstanlı

“Kendi evinizin önünü bile ekin, boş yer kalmasın.”

Böyle dedi, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan MYK toplantısında. Evet, kendi evimizin önünden başlamamız gerekiyor ekip dikmeye, boş yer kalmadan devam etmemiz gerekiyor, tüm mahalleye, oradan ilçelere, illere ve sonra tüm memlekete.

Çünkü korona günlerinde ne ekersek, sonrasında onu biçeceğiz. Bu süreci evde kalıp dizi izleyerek geçiremeyiz sadece. Üretmeliyiz, düşünmeliyiz, kendi evimizin önünde ekmeye başladığımız tohumları nasıl başka yerlere ulaştırırız diye kafa patlatmalıyız.

Tohum takaslarını örgütlediğimiz gibi, ürettiklerimizi sadece sosyal medya üzerinden değil başka yollarla da insanlara ulaşmasını sağlamalıyız. Bir yandan kendiliğinden oluşan dayanışmayı büyütmeli, bir yandan da dayanışmanın yatay ve iktidar ilişkilerine mesafesini oluşturmalıyız. Balkondan çıkardığımız sesin karşı balkondan duyulması yetmez, anlaşılması için de uğraşmalıyız.

Bugün ektiklerimizin yarın oluşacak bahçe içerisindeki yerini şimdiden belirlemeliyiz ki ileride toplarken birbirine geçmiş bir bahçeyle uğraşmak zorunda kalmayalım. 

Hangi sebze nerede duracak, hangi meyve güneş alacak, ilk çürükler ne zaman oluşacak bilmeliyiz. Belki bazı tohumlar daha toprağın altından çıkmadan çürüyüp gidecek, moral bozmadan devam etmeliyiz. İnat ve umudu karıştırıp yeniden başlamalı, oluşacak bahçenin güzelliğini hayal etmeliyiz.

Bahçemize zarar verecek her şeyle mücadele etmemiz gerekiyor. Bunu yaparken sabırlı ve kararlı olmalıyız. Vizontele filminde Belediye Başkanı Nazmi’nin dediği gibi “Orda dur Latif… Biliyorsun bahçede zararlı ot istemiyoruz” diyebilmeli, bahçemize zarar verecek yabancı otları ya hiç sokmamalı ya da yeri gelince sökebilmeliyiz.

Toprakla mücadele ederken bir yandan da onun seveceği şeyleri de düşünmeliyiz. Tutmayacak şeyi dikmekle vakit kaybetmemeliyiz. İlla tutsun diye uğraşmak yerine o toprağın bildiği, sevdiği şeyleri yerine koymalıyız. Ne kadar sularsan sula, ne kadar gübrelersen gübrele toprak sevmedi mi gerisi hikaye!

Toprak sevdi, taşlar ayıklandı, yabancı otlar bahçeye sokulmadı. Her şey yerli yerinde, güneş tepede. İşte bahçemiz, işte ürettiklerimiz… Herkesin emeğiyle oluşturduğu kocaman bir bostanda hakça, eşitçe bölüşeceklerimiz.

Fakat bütün bunları yapmadan önce bir nüve gerekiyor. Daha doğrusu o nüveyi hep birlikte aramamız ve bulmamız gerekiyor. Çok uzaklarda da olduğunu düşünmüyorum. Bu topraklarda var olan ata tohumlarımızı bulunduğu yerden çıkarmamız gerekiyor. O nüveyi bulmadan ve büyütmeden o koca bahçeye ulaşamayız.