Kronikleşmiş bir yenilgi türü: Mamak seçimleri

Kronikleşmiş bir yenilgi türü: Mamak seçimleri

Ali Naki, Yerel Yönetimler Dosyası

Mamak, Ankara’nın en eski yerleşimlerinden biri. Tarihi boyunca Çankaya’daki hizmet sektörünün taşıyıcısı oldu. Geniş araziler üzerine kurulu gecekonduları da bu hizmetin şahidi. Sınıfın son kalelerinden Mamak yıllar içinde büyük bir hızla dönüştü. Solun boşalttığı gecekondu mahallelerine İslamcılar girdi.

Mamak, Türkiye siyasetinin küçük bir özeti gibi. Mahalleleri hemşehriler ve onların dernekleri dolduruyor; seçmen grupları bu feodal ilişkilerin gölgesinde tercihlerde bulunuyor. Belirgin bir Alevi-Sünni bloklaşması var. Aleviler, Çankaya’yı CHP’nin yönetmesinin bir sonucu olarak moderniteyle farklı düzeylerde temas ediyorlar. Sünniler ise muhafazakar küçük ilçelerle kültürel ve sosyal ilişki türleri geliştirmişler. İki büyük grup iki farklı dil ve söylem geliştiriyor. Mamak’taki bu kamplaşma hayatın pek çok aşamasına yansımış durumda. 

Aslında sosyal demokratlar 1989’daki büyük ilerlemede Mamak’ı da yönetmeyi başardılar. 1994’te dönemin başkanı İsmail Değerli de diğer kentlerdeki çalışma arkadaşları gibi İSKİ Skandalı’nın gölgesinde terledi. Ancak Mamak’ı çözemiyor, kentin beklentilerini karşılayamıyor olmak sosyal demokratları gözden düşürdü. Sonraki seçimlerde Mamak hizmet sektörünün taşıyıcısı olarak Keçiören, Sincan ve Altındağ’dan daha şanslı durumdaydı. Kentliler Refah Partisi’ne büyük bir göç hareketi başlatmamışlardı. Bugün de bir şehir efsanesi olarak anlatılan o olay yaşandı: Aktarıldığı üzere SHP’nin belediye başkan adayı seçim akşamı sandıktan çıkabilmesi için kendisinden yüklü bir miktarda çek yazılması istendi. Yine aktarıldığı üzere, Değerli bunu reddetti. Sadece birkaç saat gündemde kalan bu olaydan sonra sosyal demokratlar Mamak’ı bir daha kazanamamak üzere kaybettiler.

O günden beri Mamak, siyasal İslamcılar yönetiminde. Alevi ve Sünni bloklara ayrılmış mahallelerdeki oylar sayıldığında sandıktan AKP çıkıyor. Sosyal demokratlar ise bunu kırmak için son üç seçimdir türlü mücadelelerin içine girdiler. Özellikle Boğaziçi ve Kıbrıs mahalleleri gibi belirli bazı lokasyonlarda tarikat ve cemaatlerin etkisini kırmak için ilçe düzeyinde temaslar kuran sosyal demokratlar Tuzluçayır gibi mahallelerde ise sosyalistlerin belediye meclis listelerinde temsil edilmesi gerektiğine karar verdiler. Ancak kamplaşma bununla da sınırlı kalmıyor. Zira sosyal demokratların siyasetini belirleyen bir eksen daha var: Hemşehricilik. CHP’nin tabanı daha çok kentte yaşayan Çorumlular, Sivaslılar ve Kırıkkaleliler arasında bölünmüş durumda. Kırıkkaleliler daha çok kilit pozisyonda. Parti içi yarış da bu üç grup arasında geçiyor. 

İskandinav tipi sosyal demokrasi

Esasen Mamak, uzaktaki insanlar için “cami-cemevi” tartışmasıyla da hatırlanır. Aynı zamanda şu aralar durdurulan ve projesinden vazgeçilen Cami-Cemevi inşaatı yolunun ucunda da Mamak’ın yeni sosyolojisini belirleyen AVM’ler bölgesi var. Bu bölge geçtiğimiz yıllarda Leroy Merlin direnişiyle gündeme gelmişti. Zira AVM’ler bölgesinin çalışanlarının önemli bölümü aynı zamanda Abidin Aktaş Sokağı’nın fraksiyonlarında yetişen gençlerden oluşuyor. Ancak direnişin Leroy Merlin’de baş göstermesi ancak örneğin bölgede faaliyet yürüten IKEA’da baş göstermemiş olması İskandinav tipi sosyal demokrasinin Tuzluçayır’a uyum sağlamasıyla açıklanabilir. 

Bu oldukça karmaşık ve çok eksenli kentin içinde doğru denklemi kurmak için oldukça dinamik bir ilçe örgütüne de ihtiyaç var. Mamak bu konuda şanslı. En az, sıklıkla etkilendiği Çankaya’nın belediye ve örgüt siyaseti, kadar direngen bir örgüt siyaseti var. Ancak bu siyaseti dizginleyebilmek de kolay değil. Dolayısıyla sosyal demokratların Ankara’da önseçim veya eğilim yoklaması yapmak zorunda kaldığı ender ilçelerden biri Mamak. Çok fazla dengeyi içinde barındıran ilçe örgütünün eski gençlik kolları başkanı Bektaş Dönmez partisinin seçimleri neden kazanamadığını anlatıyor:

Gruplar arasında ideolojik farklılık yok

“Parti çeperinde, sosyal medyada ve ilçe danışma toplantısında yapılan tartışmalara baktığımızda partililerin gündeminin çok farklı olduğunu görebilirsin. Bu tartışmalara hem sana hem de bu yazıyı okuyacak olanlara saygımdan dolayı girmiyorum. Öncelikle partinin ilçe örgütünü size tarif etmeye çalışayım. Parti üyelerinin çoğu yöre ve inanç hassasiyetiyle hareket eden bir kitle. Bölge siyasileri de bundan beslendiği için üretmeye çok ihtiyaç duymuyorlar. Temsiliyetler bilgi, donanım ve tecrübeyle değil ekonomik durumu iyi olan müteahhitler tarafından üstlenilmekte. Partinin gençleri de diğer üyelerle benzer hassasiyete sahip. Hatta bu konuda daha muhafazakârlar. Bir de tüm hayatı boyunca siyaseti geçim kaynağı olarak görenler var ki gerçekten çok rahatsız ediciler. Üye, delege, yönetim, adaylar hatta bölge vekilleri de aynı özellikleri barındırıyor. Benim en çok dikkatimi çeken ise kitle seçim kazanma refleksini yitirmiş durumda. Bu da ısrarla enerjilerini, umutlarını ve öfkelerini ne yazık ki iç tartışmalara döndürmelerine yol açmış. Gruplar arası ideolojik ya da yöntemsel farklılıklar yok. Gruplaşmalar başta yöre milliyetçiliği ve çıkar ilişkileri üzerine yoğunlaşmakta. Ve hala ana hat siyasi aktörler 30 yıldır siyasi arenadalar. Onların yerlerine de şimdi çocukları ya da akrabaları alıyor. Epey bildiğin feodalite hakim iç dengelerde. Kadın ve gençlik kollarının siyaset üretememe ya da çoğalamama sebeplerinden bence başlıcası bu konu.”

Aday belirlemede mezhep takıntısı var

Bektaş Dönmez, kendi yaş grubundaki pek çok yoldaşı gibi Deniz Baykal döneminde yöneticilik yaptı. Kılıçdaroğlu dönemiyle birlikte her iki dönemi de gözlemleme imkanına sahip olması Dönmez ve arkadaşlarına bir avantaj sağlıyor: Siyaset yapma farkını gözlemlemiş olmak.

“Hala mahalle örgütlülüğü gelişmiş değil ve alan çalışması yok denecek kadar az. Öte yandan bu iç çekişmeler o kadar ciddi bir boyutta ki vahameti şu örnekle ifade edeyim: aktif siyaset yapanların AKP, MHP, İP, HDP gibi diğer partilerin ilçe başkan ve örgütlerini tanıyanları bir elin parmaklarını geçmez. 30 yıla yakın süredir kenti yöneten AKP’lilerin mahalle örgütleri ise çok başarılı. Kendi memleket derneklerinin yanında bölge iş adamları ve dernekleriyle iyi ilişkiler içindeler. Bölgede, çok çok az spor kulüp ve oluşumu var, onlarla da yakın ilişkiler içerisindeler. Seçim sonuçlarını dönemsel dinamikler ya da adaylar üzerinden tartışmanın ben kısır bir tartışma olduğunu düşünüyorum. Hala aday belirlemede memleket ve mezhep takıntısı gözlerden kaçmıyor. Karşı mahallelerden transfer edilen belediye meclis üyeleri adaylarına baktığımızda ki bu sadece bu dönemde değil, bölgesinde, mahallesinde sevilen insanlar yerine genelde işadamı, müteahhit profiller seçiliyor. Bu profillerin benzer özellikleri temsiliyetleri sadece kağıt üzerinde. Partinin siyaset üretememesi ve ısrarla içine kapanmasının aslında partili Sünni vatandaşları uzaklaştırdığına da inanıyorum. Bu uzaklaşma sebebi, ayrımcılıktan değil ülke yönetimindeki gibi demokrasinin uygulanmayıp diğer seslere kulak kapatılmasındandır. Daha politik hatlar, diğer sol oluşumlarla ilişkili olanlar ya itibar kaybıyla ya konjonktürel olarak parti çeperinden uzaklaştırıldı.” 

Mamak seçim kazanma refleksini yitirdi

“Toplayacak olursak partinin yerel siyaset üretememesi, örgütlenme refleksini yitirmiş olması, hantal ve feodaliteye dayanan bir üye yapısı olması, gelişen siyaset aygıtlarını bırak yakalamayı bunlardan haberi dahi olmaması, partili entellektüel bir çevre ya da aklın olmaması, kent kavramını ve mahalle yapılanmalarını algılayamamaları, olaya hala sınıfsal bir yorum getirememeleri, genel merkez yöneticileri ve siyasetinden uzaklaşılması, seçim kazanma refleksini yitirilmiş olması, mahalle örgütlenmesinin olmaması, partinin dinamiği olarak görülen kadın ve gençlik kollarının yok denilecek seviyede olması, ortak aklın yitirilmesi olabilir. Mamak, arkadaşımız Eren Aksoyoğlu’nun Keçiören’de yaşadığı serüvendeki sorunlara benzer özellikler göstermekte aslında. Keçiören’in de, Altındağ’ın da, Mamak’ın da alınmasının mümkün olduğuna inanıyorum. Bu sorunların iç tarafta çözülemediği için genel merkez düzeyinde, hatta tüzüksel ve programsal çalışmalarla çözülebilir.”

Görüşmemizin sonunda Bektaş Dönmez’in bir çırpıda yaptığı bunca tespitin Türkiye’nin pek çok ilçesinde görülebileceği üzerine konuştuk. Ancak bu sorunların hepsinin Mamak’ta aynı anda görülmesi çarpıcıydı.