Mağaramda laptopumla bir yazı

Mağaramda laptopumla bir yazı

Eren Dağıstanlı

Yıllardır doğa katliam projelerine karşı çıkanlar için devlet, şirket ve troller işbirliğiyle sıkça kullanılan argümanların bazıları şunlardır: “O zaman git mağarada yaşa, o zaman evde ampul yakma, o zaman laptop kullanma.”

Korona günleri başladığından bu yana birçoğumuz kendi “mağarasına” çekildi. Hatta hemen hemen tamamımız mağaralarımızda laptop “bile” kullanıyoruz. 

Bu kadar insan mağaralarında laptop kullanıyorsa enerji tüketiminin çok vahim durumlarda olması, enerji açığımızın tavan yapması, bütün sorumluluğun üzerimize kalması gerekiyor. Çünkü hakim ekonomik sisteme göre enerji biz evlerimizde ampul yakalım, laptop kullanalım, çamaşır makinası çalıştıralım diye üretiliyor; mevzu bireysel tüketime indirgeniyor. Bunun sonucunda da çözümün bireysel olabileceği iddia ediliyor. Musluğunuzu bilmem kaç dakika açık tutun, tasarruflu ampul ve A sınıfı elektrikli alet kullanın vb. “yeşil kapitalist” ve bireysel çözümler karşımıza çıkarılıyor.

Fakat durumun öyle olmadığı açık. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de geçen ay günlük bazda en yüksek elektrik tüketimi 715 milyon 345 bin kilovatsaatle 1 Nisan’da, en düşük tüketim ise 512 milyon 842 bin kilovatsaatle 12 Nisan’da gerçekleşti.

Nisanda elektrik tüketimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 azalarak 19 milyar 130 milyon 574 bin kilovatsaate düşerken, elektrik üretimi de yüzde 16,3 azalışla 19 milyar 130 milyon 35 bin kilovatsaate geriledi.

Bu tablonun sadece halkın belli bir bölümünün evinde kaldığı, fabrikaların ve birçok beton kafalı işletmenin çalıştığı, AVM’ler ve diğer mekanların kapandığı durumda ortaya çıktığının altını çizmekte fayda var.

Çünkü enerjinin büyük bir bölümünü; maden kömürü ve linyit üretim tesisleri, tekstil, deri ve giyim sanayii, kauçuk, lastik ve plastik sanayii, kimya sanayii, toprak ve çimento sanayii, inşaat, bayındırlık gibi gruplar tüketiyor.

Bu grupların neredeyse tamamı koronavirüs salgını sürecinde faaliyetlerine devam ederken ve enerji tüketimi insanlar mağaralarında laptop kullanırken artmıyorsa, doğayı yok edenlerin aynı zamanda enerjiyi de en çok tüketenler olduğu apaçık ortaya çıkıyor.

Yani sadece bizlerin hayatlarını ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmemiz yetmiyor. “Kimin için ve ne için enerji” sorusuna doğru bir cevap vermekten geçiyor bütün mesele. Bu sorunun cevabını doğru verebilirsek eğer; herhangi bir projeye karşı çıkarken “şu kadar ağaç kesilecek”, “bu kadar enerji için değer mi?”, “o değil de şu temiz enerji olsun” gibi birtakım argümanlar yerine meselenin özünü yakalayan karşı çıkışlar üretebiliriz.

Bizlerin mağaralarında laptop kullanması için mi bu enerji; yoksa önce savaş için, sonrasında savaşta yıkılan evler yerine TOKİ dikilmesine yarayacak beton santralleri için mi?