Mansur Yavaş ve yeni dinamikler: Ankara tarihsel bir rol üstlenir mi?

Mansur Yavaş ve yeni dinamikler: Ankara tarihsel bir rol üstlenir mi?

Ali Naki, Nüve yerel yönetimler dosyası

31 Mart Genel Yerel Seçimleri’nin ardından 1 yılı aşkın bir süre geçti. Sosyal demokratlar 1994’ten beri uzak oldukları yerel yönetimlere ısınmaya çalışıyor. İktidar partisi hayli aç ve istekli sosyal demokratların önünü kesmek için belediye meclisleri ve yasal düzenlemeler dahil pek çok yolu deniyor. Ankara’da ise diğer belediyelerden farklı bir durum var. “Ülkücü” Mansur Yavaş popülaritesini gün gün arttırıyor.

Türkiye’de asırlık merkez-çevre veya birinci grup-ikinci grup çatışması yerini merkez-yerel dinamiğine bıraktı. Merkezi ve yereli tutan iki ayrı dinamik büyük bir güç yarışı içinde. Bu güç yarışının kamuoyu tarafından “yerelin halka ulaşma arzusunun merkezi iktidar tarafından engellenmeye çalışıldığı” şeklinde yorumlanması anketleri de şekillendiriyor. Merkezi iktidarı elinde tutan Cumhur İttifakı’ndaki tartışmalar artıyor, anketlerde gücü düşüyor ve bu yeni durum yeni partilerin de ortaya çıkmasına neden oluyor. Öyle ki önceleri eski liderleri Erdoğan’la siyasi bir rekabet içine girmek istemeyen Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu ancak AKP’nin en büyük yenilgisinden sonra buradaki oyları kazanmak için bir yola çıktılar. Bu da yerel siyasetin önemini arttırdı.

Artık her bir kriz merkezi iktidarı elinde tutan Cumhur İttifakı’ndan birkaç puan götürüyor. Yerel yönetimlerle direnme gücü gösteren CHP’li belediye başkanları da gündem belirleyebiliyor. Hem AKP içinden çıkan yeni liderler hem de CHP’li belediye başkanları toplum içinde büyük yüzdelerde görev onayları alıyorlar. Onlar içinde öne çıkan isimlerden biri ise Mansur Yavaş.

Ülkü ocakları içinde yetişen, geleneksel taşra muhafazakarı bir aile içinde büyüyen Mansur Yavaş soğuk savaş dönemi dil ve söylemiyle şekillenen hayatını 2009’da MHP’den Ankara Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olarak değiştirdi. Anketlerle, verili alanla ve siyasal iletişimle tanışan Yavaş  için siyasetin dil ve söylemi oldukça değişti. Denklemleri ve hamleleri gördü, güç dengelerini fark etti. 2009 genel yerel seçimlerinde Gökçek ve Karayalçın’ın arkasından üçüncü olan Mansur Yavaş yüzde 26,90 oy almayı başardı. İkinci Murat Karayalçın’la aralarında sadece 110 bin oy fark vardı. Sakin ve soğukkanlı tarzının başarı getireceğini fark etmiş olmalı ki bunu sürdürmeyi ihmal etmedi.

2014 Genel Yerel Seçimleri’nde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yumuşama siyasetinin bir sonucu olarak CHP’den aday olan Yavaş’a CHP örgütünün ısınması da kolay olmadı. Seçim dönemi boyunca MHP’den “dava arkadaşlarıyla” görüntü veren Yavaş’a sempatinin hızla artmasına neden olan ise şaibeli şekilde kaybettiği 31 Mart 2014 gecesiydi. O gece devletle karşı karşıya gelmemesi gerektiğini anlayan Mansur Yavaş sonraki seçim dönemini beklerse kazanacağını da biliyordu.

Büyük projelere bel bağlanmayan 1 yıl

2019 Genel Yerel Seçimleri ise AKP’nin zaten kaybedeceği, ancak Mansur Yavaş’ın farkla kazanacağını bildiği bir dönemi işaret ediyordu. AKP zaten Ankaralı olmayan bir siyasetçiyi Ankara’ya aday yaparak kenti kaybedeceğini ilan etmişti. Mansur Yavaş’ın yapması gereken tek şey iktidarın siyasi ataklarına karşı makul cevaplar üretmekti. Mehmet Özhaseki’nin Kayseri’deki başarılarını Ankara’ya “anlatma derdinde dahi olmaması” Yavaş’ın elini hayli rahatlatmıştı. “Millet bahçesi” veya “medeniyet yolu” gibi projelerin kentlilerde karşılık bulmadığını fark eden iktidar üyelerinin “Mansur Yavaş kazanırsa su sayaçlarını PKK’lılar, DHKPC’liler okuyacak” gibi oldukça marjinal iddialarda bulunmaları kentlilerde karşılık bulmadı. Makul açıklamalar yapan ve siyasetin merkezinde kalmaya özen gösteren Mansur Yavaş seçim akşamı CHP Genel Merkezi otobüsü üzerinde “bu seçimin tek kaybedeni Özhaseki’dir,” diye bağıracaktı.

Melih Gökçek’ten sonra kim görev yapsa kamuoyunda sempati toplanacağı bilinen bir gerçek. Zira Gökçek’in AKP Genel Merkezi tarafından görevden el çektirilmesinden sonra belediye meclisinde yerine seçilen Sincan Belediye Başkanı Mustafa Tuna’nın kısa süreli performansı dahi Ankaralılara büyük bir keyif yaşatmıştı. “Kimseye zulmetmeyeceğiz,” açıklamasıyla ortalama CHP’lilerin dahi dikkatini çeken Tuna kısa süre içinde Meşrutiyet Caddesi üzerindeki üst geçitleri kaldırmasıyla alkış toplamıştı. Ancak süre kısa olduğundan Gökçek’in izlerini silemeyen AKP Genel Merkezi büyük bir yenilginin geleceğini görmüşlerdi. Bugün Mansur Yavaş’ın her icraatı bütün kente yayılmasa ve temsili bile olsa kamuoyunun desteğini alıyor. Çünkü kentliler için hiçbir ismin Melih Gökçek’ten daha kötü olma ihtimali yoktu.

Yavaş’ın 1 yıllık performansı içinde büyük projeler yer almadı. 25 yıl sonra belediyeye başkan olan bir ismin bütçeyi toparlaması ve büyük projelerle işe başlaması zaten beklenemezdi. Hem de ekonomik kriz etkisini gösterirken. Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi Meclis Üyesi Sercan Çığgın da buna vurgu yapıyor. Hali hazırda Yavaş’ın başkanvekili de olan Çığgın 1 yılı şöyle değerlendiriyor:

“1994’ten beri belediyeden uzak kadrolarız. Ayrıca bizler de genç insanlarız. Bu devletin kurumlarıyla ilk büyük temasımız. Elbette bunun getirdiği birtakım zorluklar oldu. Ancak 1 yıl içinde tüm bu zorlukları aştığımıza inanıyorum. Ayaklarımız yere basıyor, güçlükleri bertaraf edebiliyoruz. En önemlisi uyum sağlayabiliyoruz. Zaten 25 yıl sonra Ankara büyüklüğünde bir belediyeyi aldığınız zaman hemen büyük işler yapamazsınız. Belediye idari bir yapı, iştirakleri, işletmeleri var. Birtakım alışkanlıkları var. Bütün bunlara rağmen 1 yılda büyük işler yaptığımıza inanıyorum. Çünkü neredeyse hiçbir kadromuzun olmadığı bir belediyeye adım attık. Ancak belediye başkanımız Mansur Yavaş zaten kapıdan içeriye girdiğinde binada büyük bir desteği vardı.”

Ankara’nın tarihi bir rolü var

Sercan Çığgın, belediye başkanı Mansur Yavaş’a vekaleten karşılamalara katılıyor. CHP Gençlik Kolları’nda yetişen bir isim olarak devletin çeşitli kademeleriyle temas ediyor olmasının ilginç bir deneyim olduğunu vurgulayan Çığgın, Ankara’nın önemini her geçen gün daha çok fark ettiğini de belirtiyor:

“Ankara tarih boyunca diğer kentlerden farklı pozisyon aldı. Ankara zor zamanlarda Türkiye’yi bir arada tutan değerleri öne çıkardı, diğer kentleri kurtardı. Onlara yol gösterdi ve öğreticilik yaptı. Bence yeniden böyle bir durum içindeyiz. Diğer kentlerde partinin ideolojik beklentileri karşılanabilir, öyle bir iklim var. Ancak Ankara demokrasiyi kurtarmak durumundaydı. Bu yüzden 2014’te hakkı yenen Mansur Yavaş’la birlikte bir toplumsal uzlaşı örneği sergiledik. İyi de yaptık. Türkiye’nin ihtiyacı olan sükuneti Türkiye’nin başkentinde gösteriyoruz.”

Mansur Yavaş’ın artan popülaritesinin CHP’yi ve Türkiye’yi hangi yola sokacağı veya buna nasıl katkı koyacağı belirsiz. Ancak kamuoyunun bir bölümünü peşinden sürüklediği de söylemekte fayda var. Çığgın’a CHP’lilerin bu durumu nasıl karşıladığını soruyoruz:

“İstanbul, İzmir ve pek çok kentte çok sayıda CHP’li belediye var. Bu da partilileri şanslı duruma sokuyor elbette. Ancak Ankara’da çok fazla  belediyemiz olmaması CHP’lilerin psikolojik anlamda sıkışmasına neden oluyordu. Büyükşehir belediyesini kazanmış olmamız partililerin psikolojisini olumlu anlamda çok etkiledi. 25 yıl sonra çay içmek için belediye meclis grubuna uğrayan veya katlara çıkıp getirdiği projenin sunumunu yapan CHP’liler var. Bunun insanları nasıl motive ettiğini bir düşünsenize. Kendini bu toplumun içinden sayıyor artık CHP’liler, dışlanmamış sayıyor. Bu başlı başına çok önemli bir motivasyon.”

Eğer Ankara tarihsel rolünü tekrar ediyorsa yeni soru Mansur Yavaş’ın bu rolü taşıyıp taşıyamayacağı olacak.