O meşhur cümle yine dolaşımda: Toplumun değerleriyle kavga etmeyin

O meşhur cümle yine dolaşımda: Toplumun değerleriyle kavga etmeyin

Ali Naki

Sosyal bilimlerin büyülü bir alan olduğunu çoğu zaman metafor olarak kullanırız. Pejoratif anlamda ise doğa bilimlerinden farklı olarak büyüden başka bir şey taşımadığını da iddia edebiliriz. Durumu kotarmak için post truth kavramına da sarılabiliriz tabii.

Akademide esasen hiçbir şey söylemeyen tonla düşünür bulabilirsiniz. Bunu diğer toplumsal katmanlarda bulduğunuzda o kadar da önemsemezsiniz. Akademi topluma yön vermesi itibariyle özeldir. Toplum yön bulamadığına göre orası da bitmiştir.

Türk sağının etkilendiği akademide İdris Küçükömer’den Şerif Mardin’e kadar pek çok hocamız var. Esasen Türk sağının etkilediği akademiden de söz etmek mümkün tabii. Türk sağının etkilemediği bir şey var mı ki?

Cami tartışması başlayınca Türk sağının etki alanına yeniden girdik. Bazılarımız yörüngeye oturmak konusunda geç kalmadı. Sadece basit, ortalama mümine göre son derece naif, hiçbir yere çekiştiremeyeceğiniz bir tartışmaya bizim mahalle de su taşıdı. Sonuç olarak bir CHP’li eski yönetici de gözaltına alındı. Türk sağı öyle çevirmiş ki bizim mahallenin çevresini mahallenin devrimci abileri biraz yaş geçince toplumun değerlerini anlamaktan dem vuruyor. Bağrına bağrına söylediklerini, aramızdaki konuşmalarda “gerçeklikten kopmamalıyız” diye anlatıyorlar.

Esasen bu ne toplumun değeri, ne de bir gerçekliğe tekabül ediyor. Bizimki gibi toplumlarda siyaset kurumu topluma tepeden tahakküm eder. Öyle olmayan her şeyi öyleymiş gibi anlatır. Öyle başarılı olur ki kendi toplumunun muhalefeti bile en fazla cümleyi ortadan ikiye bölecek bir “ama” bulmak zorunda kalır.

Uyarmak tarihsel görevimiz olsun: “Kavga etmeyin” dedikleri toplumun değerleri bunlar değil. Bunlar hem topluma hem de muhalefete dayatılan değerler.