Onur politikası ekseninde yaşamlar ve görünürlük ayı

Onur politikası ekseninde yaşamlar ve görünürlük ayı

Ali Alp Odabaş

1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ilk maddesinde; bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. Bu sözleşmeye göre dünyaya gözünü açan her birey onur ve haklar bakımından eşit doğuyorsa neden hala eşcinsel evliliklerin birçok ülkede yasal olmaması, trans bireylerin beden uyum sürecinde ve kimliklerini edinme süreçlerinde karşılaştıkları hukuki ve hasta hakları bağlamında deneyimlediği ayrımcılık ve ihlaller, interseks bireylerin iradeleri dışında aileleri ve hekimler tarafından cinsiyet kimliklerine karar verilmesi gibi durumlar uzun yıllardır gündeme gelmektedir?

Bu sorunun cevabı temelinde dünyaya gözünü açan her yurttaşın eşit olmadığı bir toplum ve dünya düzeninin olmasından kaynaklanır. LGBTİ+’ların eşitsizliğe yönelik deneyimleri ekseninde toplumlar Monique Wittig’in Straight Düşünce adlı eserinde ifade ettiği gibi heteroseksüel toplumsal sözleşme’nin yani heteroseksüel cinsiyetçi (heteroseksist) politikanın işletildiği bir düzene sahiptir. Bu düzen ise temellerini modern kültür ile kavramsallaştırmış ve aynı zamanda sorunsallaştırmıştır ve Odabaş (2020)’ın Jeffrey Weeks (2016)’dan aktardığı üzere; Modern kültür, biyolojik olarak erkek veya kadın olma gerçeği (“uygun” cinsel organların ve üreme potansiyelinin olması) ile doğru cinsel davranış biçimleri arasında yakın bir ilişki olduğunu varsayar. Bu noktada kadın ve erkek ilişkilerini onaylayan ve yücelten toplumsal sözleşme ise heteroseksüel toplumsal sözleşme olup bu sözleşmenin normları ve ilkelerinin her toplumsal kuruma ve yapıya sirayet eden pratikler ve söylemler bütünün de onanması da heteroseksizm yani heteroseksüel cinsiyetçiliktir.

Bu heteroseksüel cinsiyetçiliğin LGBTİ+ bireylere yönelik baskı ve ayrımcılık uygulamaları ise homofobi, transfobi, bifobi yani geneliyle LGBTİ+fobi olarak gündeme gelmektedir. Bu noktada bu ayrımcı tutumları Melek Göregenli (2018, s. 365) şöyle ifade etmiştir; … bir gruplararası ilişki ideolojisi olarak ele alınması, ayrımcılığı ve şiddeti anlama sürecinde hepimize özgürleştirici bir çerçeve sağlamaktadır. Bu eksende baskı ve ayrımcılık kavramları gündeme geldiğinde LGBTİ+’lar için insan hakları evrensel beyannamesinde birinci maddede belirtilen eşitlik kavramı bir uğrak olarak belirlendiğinde bir onur politikası gündeme gelmektedir. Bu onur politikası ise temellerini Stonewall İsyanı’ndan alır. Bu noktada Odabaş (2020; s. 223) aktardığı üzere 28 Haziran 1969’da Stonewall Inn Pub’da (LGBTİ+ yoğun olarak bulunduğu bir pub) bir grup polisin içeri girerek ateş açması üzerine birçok LGBTİ+ katledilmiştir. Bu noktada ilk isyan hareketi yani ilk politik duruş olarak Stonewall’dan günümüze her haziran ayı PRIDE yani ONUR ayı olarak kutlanır ve tüm dünyada LGBTİ+ların maruz bırakıldığı hak ihlalleri, baskı ve ayrımcılığa karşı LGBTİ+lar seslerini yükseltir. Bu noktada haziran ayları, LGBTİ+ların her zamanki toplumsal yaşam ve kurumlar içinde geliştirdiği her türlü mücadele, görünürlük ve yaşam stratejilerini belirgin olarak gündemlerine aldıkları yani bireyselden toplumsala ilerleyen kişisel olan onur politikalarını sergiledikleri bir aydır. Çünkü, ayrımcılık ve eşitsizlik varsa orada bir birey ya da grubun varlığı politiktir. Yani, biz LGBTİ+lar için varlığımızın politik oluşunu, dünyada ve Türkiye’de her yurttaşla eşit haklara sahip olmadığımızı, ayrımcılığa maruz kaldığımız her alanda kendi varlığımızla sesimizi çıkardığımız bir aydır ONUR AYI. Hayatın her alanında kendi serüvenini ve onur politikasını kuran her LGBTİ+ gibi karşı direniş ve muhalefet olarak sesimizi çıkardığımız bir ay olarak onur ayında LGBTİ+lar olarak maruz bırakıldığımız negatif ve ayrımcı tutumlar, karalama kampanyaları ve bir çok baskıya rağmen gücümüzü birlikteliğimizden; arkadaşlıktan örgütlenmeye yani mikro ilişkilerden makro ilişkilere sağladığımız dayanışmadan alıyoruz. Sonuç olarak, ONUR ayı LGBTİ+’lar için değişimin ve dönüşümün gücünün muhalif dayanışmadan gelen birliktelikten alındığı bir aydır.

Kaynakça

  1. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (1948). Erişim (24.06.2020): https://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/pdf01/203-208.pdf
  2. Göregenli, M. (2018). Heteroseksizm, Homofobi ve Nefret Suçları: Sosyal Psikolojik Yaklaşım. Cogito Dergisi, (65-66), 353-365.
  3. Odabaş, A., A. (2020). Cinsellik Tarihi ve LGBTİ+ Hakları. S.T. Afşar, Ö.S.Ö. Gelmez (Ed.), Toplumsal Cinsiyet Aktivizmi Kuramdan Uygulamaya kitabı içinde (s.209- 251). Ankara: Gazi Kitabevi.
  4. Wittig, M. (2013). Straight Düşünce (L. S. Darıcıoğlu, P. Büyüktaş, Çev.). İstanbul: Sel Yayıncılık.