Tartışmanın baş döndüren hızı: Podcast, SoundCloud, YouTube

Tartışmanın baş döndüren hızı: Podcast, SoundCloud, YouTube

Eren Aksoyoğlu

Türkiye solu internete uzunca süre boyunca mesafeli durmuştu. İnternet devriminin sosyal medya aşamasında da benzer bir durum vardı. Nüve, Fraksiyon, Jiyan ve Mühim Hadiseler Enstitüsü gibi pek çok web sitesi büyük bir hızla içerik üretirken bugünlerde herkesin bildiği web siteleri henüz açılmamıştı bile. Aynı dönemlerde Birgün, Bianet ve yeni yeni serpilen alternatif medya kendine hem güçlü içerikler hem de yeni yazarlar arıyordu.

Radikal Blog’un açılması ise gerçek bir faciaya neden olacaktı. Çok fazla yazarı şimşek gibi içine çeken ve çoğunu yok eden Radikal Blog’un çöküşü de yükselişi kadar hızlı oldu.

Sosyal medya, kısa tarihi içinde köşesini dolduracak yeni bir eşikten daha geçiyor. Sıklıkla post Marksistlerin ve liberallerin ilgilendiği; sosyal demokratların yeni yeni ısındığı ve sosyalistlerin henüz uzak olduğu bir alan burası. Podcastler, SoundCloud içerikleri ve elbette en güçlü mecra Youtube. Son günlerde koronavirüs salgınıyla birlikte evden çıkamayanları esir alan bu yeni mecralar metinlerimizi bir silindir gibi çiğnemeye çalışıyor.

İçeriklerin hızını ise Twitter belirliyor. Çünkü izleyicinin ikametgahı orası. Dolayısıyla bir tweet okuma hızında içerikleri dolaşıma sokmanız gerekiyor. İkili-üçlü, belki beşli-altılı tartışma grupları siyasetin yanında yöresindeki her konuyu büyük bir hızla tartışıyorlar. Öyle bir sürat var ki, mecraların yeni normali bu olmak üzere.

Bu hızın yarattığı bir avantaj daha var; literatürü biliyor olmak, yurtdışı içeriklerini takip etmek, gezegenin başka bir yerindeki içeriği Türkçeleştirmek bir grup yeni medya mensubunu da öne çıkarıyor. Yarın sandık kurulsa ve Türkiye’de iktidar değişse, tartışma programlarının baş köşelerinde onları görmek de mümkün olur.

Hakikatten uzaklaşmanın böylesini yaşayacağımızı çoğumuz düşünmemişizdir; tartışmanın toplumun kılcal damarlarına yayılmasına sağlamak yerine iyi içerikçilerin öne çıkacağını da. Bütün bunları durdurmak için tartışmanın hızını azaltmak gerekiyor. Açıkcası içeriği de böyle korumak mümkün, içerikçileri de.

Özellikle Türkiye solunun yeni içeriklere yönelmelerini dileyelim.