‘Turizm işçileri büyük risk altında olacak’

‘Turizm işçileri büyük risk altında olacak’

Salgınla birlikte sezonluk olması nedeniyle zaten ağır bir yük altında ezilen turizm işçilerinin yaşamsal riskleri de arttı. Daima “sektör olarak” görünen ancak döviz getirici faaliyetin yanında sosyal hakların gözetilmediği turizm bu yıl daha fazla ter döktürecek. Zira salgının etkileri öngörülemiyor. Erdoğan, normalleşme süreci kapsamında tatil yerlerinin 1 Haziran itibariyle açılacağını, aynı tarih itibariyle seyahat engelinin kalktığını açıkladı. Turizmin alacağı ağır yarayı hafifletmeye çalışan iktidar partisi yalnızca 0-18 yaş arasına dışarı çıkma yasağını tam anlamıyla kaldırmadı. Bu, turizm işçileri için görece iyi bir gelişme, en azından yüklerinin bir bölümü hafiflemiş olacak.

Bütün bu süreci, öncesini ve şimdiyi; turizmin işçiler açısından artılarını ve eksilerini Turizm İşçileri İnisiyatifi’nden Ergün Soğuk’tan dinleme şansı bulduk.

Ergün Soğuk

Turizm sektörü, ülkemizde sezonluk işleyen bir sektördür. Otellerin çoğu ilkbaharın başlamasıyla açılır, sonbaharda ise kapanır. Yıl boyu açık olan oteller ise sezon dışı dönemde daralmaya giderler. Bu sebeple turizm emekçileri için de askı denilen bir sistem içerisinde çalışmaktadır. Çalışanlar sezon dışı dönemde ücretsiz izne çıkarılır veya işten çıkarılır, sezonun başlamasıyla birlikte yeniden işe başlarlar. Yılın 7-8 ayı çalışırken geriye kalan aylarda ya birikimi ile geçinir ya da başka işlerde çalışır. Bu sistem turizm çalışanları açısından esnek ve güvencesiz bir ortam oluşturuyor. Çalışanların ücretsiz izinde sigortaları yatırılmamış oluyor, sürekli gir-çık yapılarak kıdem tazminatı, yıllık izin gibi temel haklardan da mahrum bırakılmış oluyor. Bunların yanında uzun ve yorucu çalışma saatleri, yoğun iş baskısı, mobbing, kalacak yer sunan işletmelerdeki sağlıksız koşullar gibi bir çok problem mevcut.

Sendikalar haklarımızı savunamıyor

Turizm İşçileri İnisiyatifi, turizm çalışanları tarafından tüm bu problemlere karşı bir araya gelerek çözüm aramak amacıyla kuruldu. Bir dayanışma ağı olmak üzereyiz. Bu aynı zamanda sektördeki sendikalara da bir tepki niteliği taşıyor. Maalesef 18. iş kolundaki sendikalar turizm çalışanlarının sorunlarına karşı duracak, onların haklarını savunacak ciddiyete sahip olamadılar. Ülkemizde sendikacılığın geldiği durum, turizm gibi çalışanların yoğun hak gaspına uğradığı sektörde bile etkisiz bir halde. Çıkış noktamız da tam olarak burası oldu. Hem sektörün hem de sendikaların halini gören çalışanlar olarak kendimizde sorumluluk hissettik. Önümüze sadece turizm değil kafe, bar, restaurant çalışanlarını da kapsayacak bir resmi kurum hedefi koyduk. 

Çalışmalarımıza başladıktan kısa bir süre sonra ülkemizde ilk Covid-19 vakaları açıklanmaya başladı. Virüsün yaygınlaşmasıyla birlikte turizm sezonu açılmadı. Bahsettiğimiz askı sisteminin çalışanlar için yıkıcı bir etkisi oldu. Sezonun açılmaması ile birlikte askıda olan çalışanlar ücretsiz izinlerine devam etmek zorunda kaldı yada tamamen işsiz kaldılar. Düzenli olarak sigortaları yatırılmadığı için de kısa çalışma ödeneğinden faydalanma imkanları olmadı. Hükümetin açıkladığı destek paketleri de herhangi bir çözüm sunmuyor. Bu sebeple turizm çalışanları kiralarını, faturalarını ödeyemez durumda kaldılar. Çoğu emekçi bankalardan kredi veya çevrelerinden borç almak zorunda kaldı. Bu belirsizlikte borçlarını nasıl geri ödeyeceklerini bile bilmiyorlar. 

1 Haziran itibariyle otellerin açılacağına dair genelge yayınlandı. Bu durum çalışanlar için bir nebze olsun ekonomik rahatlama getirecektir ancak bu sefer de sağlıkları için daha fazla endişe edecekler. Salgının gidişatı henüz belirsizken işçileri değil patronları düşündükleri için bu karar alındı. Bu durum bizim açımızdan emekçilerin ücretlerinden kesilerek oluşturulan işsizlik fonunun patronları kurtarmak için kullanılmasının bir devamıdır. Hükümetin böyle bir süreç için hiçbir hazırlığı olmadığını da gördük. Sadece turizm çalışanları değil, ülkenin dört bir yanında milyonlarca emekçi patronların insafına ve açlığa mahkûm edildi. Bu durum bizim için kabul edilemez.

Turizm çalışanları için iş güvencesi sağlanmalı

En can alıcı sorunlarla uğraştığımız bu günlerde daha değinemediğimiz onlarca sorun da var. Bu sebeple önceliğimiz, içinde bulunduğumuz durumdan bizi çıkaracak talepler halini aldı. 

  1. Öncelikle askı sistemi kaldırılmalı ve turizm çalışanları için iş güvencesi sağlanmalı. Salgı sona erene kadar işten çıkarmalar yasaklanmalıdır.
  2. Bir diğer talebimiz, bu süreçte bizim hakkımız olan işsizlik fonundan insanca yaşayabileceğimiz şekilde destek almak. Bunun uygulanması için de askı sisteminden dolayı mağdur olan çalışanların da dâhil edileceği bir sistem oluşturulmalı. 
  3. Covid-19 iş kazası statüsüne dâhil edilmedi. Binlerce çalışan bu süreçte virüse yakalanma tehdidi ile karşı karşıya. Bu sadece bizim için değil tüm çalışanlar için büyük bir problem. Evde kal çağrılarına rağmen çalışmak toplu bulunulan ortamlarda çalışmak zorunda olanlar bu hastalığa yakalanma riskiyle karşı karşıya. Çalışmak zorunda olduğumuz için bu hastalıktan korunamadığımız için Covid-19 iş kazası statüsüne alınmalıdır. 

Son olarak, mücadele etmek isteyen tüm turizm işçilerini, dayanışmak isteyen gönüllüleri bizimle iletişime geçmeye davet ediyoruz. Nüve ailesine de teşekkür ederiz.