Velev ki provokasyon

Velev ki provokasyon

Eren Aksoyoğlu

Siyasi iktidarlar kurbanlarını genellikle kendi kadrolarından seçer. AKP bu şablonun dışında bir parti. 18 yıllık iktidarı Saray’a doğru daraldıkça kendi kadrolarından da kurban seçmeyi ihmal etmeyen parti toplumsal gerilimi eski devlet aklında olduğu gibi Kürt hareketi ve sosyalistlerle başlatmış, yeni devlet aklıyla CHP’ye kadar getirmişti. Yeni devleti pek çok yerden tanımlamak mümkün: Ancak yeni devletin direnç noktasını CHP’lileri biçmekle tariflemek sistemle büyük sorunları olmayan ortalama yurttaşlar için şok etkisi yaratıyor. Dolayısıyla hayatımıza nüfuz eden her bir norm yeni bir normale dönüşebiliyor. Buna karşılık iktidara karşı sevgi ile nefret arasındaki yeni eksen aynı zamanda muhafazakar iklimin sulak kalmasını sağlıyordu. Ancak şartlar şimdilerde değişiyor. Her gün yıkılan ve yeniden yapılmaya çalışılan bir iktidar bloğu var. Bu kurgu tarihte olmadığı kadar tarihsel bir bloğu, Türk sağını da etkiliyor. Kırılganlığın öfkeyi de getirdiği günlerden geçiyoruz. Kaybettikçe öfkeden deliye dönen bir tarihsel blokla yüz yüzeyiz.

Elbette bu blok farklı düzeylerde Türkiye siyasetinin tamamını etkiliyor. Camiden Çav Bella şarkısının okunmasıyla başlayan tartışma bizim mahalleyi derinden sarstı. Tartışmayı pek çok açıdan ele almak mümkün. Ancak bir açı büyük bir sorun yaratıyor: Provokasyon tartışması. Bu tartışma zemininin hızla yok edilmesine ihtiyaç var.

Görünen o ki, tartışma sosyal demokrat zeminde yürüyor. O halde söylemek icap eder; velev ki provokasyon. Sosyal demokrat siyaset büyük kavgaların, tarihsel çatışmaların ve büyük devrimlerin içinden gelmiyor. Sosyal demokrat siyasetin içinde çiçekler, aşklar ve şarkılar var. Sosyal demokrat siyaset şarkıları kötüleyemez. En iyi ihtimalle kendine benzemeyen insanlar rahatsız olmasın diye radyonun sesini kısar. Daha fazlasını da yapmaz, yapamaz.

Zaten sosyal demokrasiyi toprakta yetiştirmek isteyen insanlar için Anadolu yeterince verimlidir. Herhangi bir köyde, kasabada; sadece sükunetle hayatını sürdürmek isteyen ortalama insanlar camiden gelen müzik sesine öfkelenmez, sesini yükseltmez. O tavır o köydeki, kasabadaki sağ parti hangisiyse onun ilçe binasından yükselir sadece. 

Caminin minaresine çıkan Kibar Feyzo’yu yıllar sonra linç ettirmeye çalışanlar vardı. Velev ki bu bir provokasyon olsaydı yine de linç etmeye yeltenmezler, bu olaya gülüp geçerlerdi.